Hande Memiş

Anneler çocuklarının pek bir şey anlatmadığından şikayet ediyorlar ama aslında dinlemeyi bilirsek, herkes herkese bir şey anlatır. Hiç kimse üzüntüsünü içinde tutmaya meraklı değil. Ama üzgünken beni daha da üzeceğini bildiğim insana neden üzüntümü anlatayım, değil mi? İlk yardıma ihtiyaç duyarken “Bana dokunmayın, doktoru bekleyeceğim” diyorsam, hatalı kurtarma hareketi sebebiyle sakat kalabileceğimi bildiğim içindir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yapmayı bilmediğimiz şeyleri yapmamalıyız. Sadece iğne tutmayı bildiğim için terzi olamam. “Ver şu elbiseyi, daraltayım” diyemem. Dersem de yanlış yaparım. Sadece konuşmayı bilmem, nerede ne söyleyeceğimi bildiğim anlamına gelmez. Sadece konuşabildiğim için çok hassas durumdaki bir insanın yanında aklıma estiği gibi konuşamam.
Üzüntüyü bastırmanın yaratacağı hastalık, emin olun üzülmenin getireceği hastalıktan çok daha ağır oluyor. Üzülmeniz gerekiyorsa üzülmeniz normaldir. Üzülmemiz gereken durumlarda üzülmüyorsak bir sorun vardır. Üzüntü her ne kadar istenmeyen bir duygu olsa da hayata dairdir. Kaçamazsınız, peşinizi bırakmaz. İllaki yaşayacaksınız, öyle bırakacak peşinizi.
Dertli birine şükretmesini söylerken iki kere düşünün. Şükretmeyi, halinden memnun olmayı özellikle çocuklarımıza ve en sevdiklerimize işler yolundayken öğreteceğiz, sular ısındığında sadece dinleyeceğiz ve anlayacağız. Yoksa ahkam kesiyor gibi oluruz. Bu da çok sinir bozucu olur dertli insan için.
Ama senden daha kötü durumda olan insanlar var, şükret haline. Acı çeken insanı teselli etmek için bundan daha kötü bir cümle olamaz.