Hande Uluçınar

Hande Uluçınar
@HandeZeynep
Okuduğumuz kitapları yorumladığımız podcast kanalımız için; open.spotify.com/show/1yHG6Xih5F...
Bazen, hastaneye yatışından önce, evde benimle yaşadığı günlere dönmüş gibi hissediyorum. Bir an için, öldüğünün gayet bilincinde olsam da, onun aşağıya inip dikiş kutusuyla oturma odasına yerleşmesini bekliyorum. Annemin hayali varlığının gerçek yokluğundan daha güçlü olduğu bu duygu, şüphesiz unutmanın ilk biçimi.
Ertesi gün öldü. Sonraki hafta, hayatta olduğu o pazar gününü, kahverengi çoraplarını, altınçanakları, jestlerini, ona veda ettiğim sıradaki gülümsemesini ve ardından öldüğü o pazartesi gününü, yatağındaki halini gözümün önüne getirip duruyordum. Bu iki günü birbirine bağlayamıyordum.
Şaşkınlık içinde, onun ölebileceğini anladım.
Ancak toplumsal yaşamın özünün kişiler hakkında olabildiğince çok şey öğrenmek olduğu, kadınların davranışları üzerinde sürekli ve doğal bir gözetim uygulandığı bir dönemde ve küçük bir kasabada "gençliğinin tadını çıkarma" isteği ile "parmakla gösterilme" kaygısı arasında kalmak işten bile değilmiş.
İnsanların onu olduğu gibi sevmeyeceklerinden korktuğu için, vereceği şeylerle sevilmeyi umuyordu.