"Zihnin de bir galaksi. Işıktan çok karanlık var. Ama onu ışık değerli kılar. Yani, kendini öldürme. Dört bir yanın zifiri karanlık olduğunda bile öldürme. Hayatın sabit olmadığını unutma. Zaman, uzamdır. O galaksinin içinde sen de hareket ediyorsun. Yıldızları bekle."
Olasılıkların sonsuz olduğu bir dünyada acı, kayıp ve ayrılık ihtimalleri de sonsuzdur. Korku hayal gücünü, hayal gücü de korkuyu besler, ta ki insanı delirtene kadar.
Dışarıdan bakınca insanlar bedeninizi, atomlar ve hücrelerin birleşmesiyle şekillenmiş kütlenizi görürler. Ancak sizin için derinlerde bir yerlerde yeni bir "Büyük Patlama" gerçekleşmiştir. Kaybolmuş, parçalara ayrılmış, sonsuz karanlık uzayın içinde evrene yayılmış hissedersiniz kendinizi.
Hastalığınız bedeninizin tek bir yerine ait değildir, onu dışlayamazsınız. Sırtınız ağrıdığında "sırtım çok kötü" dersiniz ve ağrıyla aranızda bir ayrım yaratırsınız. Ağrı başkalaşır. Saldırır, rahatsız eder, hatta benliğinizi kemirir durur ama hiçbir saman benliğiniz haline gelmez.
Depresyon ve kaygıda ise hissettiğiniz acı üzerine düşünemezsiniz, çünkü o zaten düşüncedir. Siz sırtınız değilsiniz ama düşüncelerinizsiniz.
Sırtınız ağrıyorsa oturmaya devam ederek ağrıyı körükleyebilirsiniz. Zihniniz ağrıyorsa daha çok düşünmek kamçılar bu ağrıyı. Doğrulmak gibi kolay bir çözümünüz olmadığı hissine kapılırsanız da bu çoğunlukla gerçek değildir.