İlk başta önyargı ile başladığım bir kitaptı çünkü yazar Şii görüşüne sahip biri idi sadece fikirlerini merak ettiğim için aldım ve okudum ama bana bu kadar farklı pencereler açacağını bilmiyordum adeta Haccın tüm merhalelerini iliklerime kadar hissettim niyet,tavaf,telbiye,ihram,meşar,kurban ve daha nicesi...
Okuduktan sonra acaba ben kendi yaşamında ve hayatımda İbrahim miyim veyahut kendi İsmail'imden vazgecebiliyor muyum düşünmeden bıçağı boynuna dayayabiliyor muyum cemrelerimi çekinmeden atabiliyor muyum ? diye düşünmeden edemedim okuduğum yeni ufuklar açan ve çok beğendiğim nadir kitaplardan...
En sevdiğim yeri paylaşmak istiyorum..
İbrahim gibi yaşa kendi çağında iman Kabe'sinin mimarı ol.
Hacc genel olarak insanın Allah'a doğru seferidir. Ademoğullarının yaratılış felsefesinin sembolik bir gösterisidir. Bu felsefenin muhtevasının somuta dökülmesidir. Tek kelimeyle Hacc, yaratılış tiyatro sudur; insanın yaratılışının tiyatrosu... Sen ey çamur! Şimdi Haccet. Ebediyete yönel, Allah'la görüş.
Hacc buradan O'nun tarafına dönüşün bir nişanesidir. Sükunetin gidişidir. Eblehane cebre, tasalluta; bu kahrolası yazgıya karşı isyan etmendir. Ucu kaçmış bir ip yumağındaki gibi senin de kendi ucunu bulup çözülmendir.
Mevsim geldi, haydi Haccet! İktidar saraylarından, yığın yığın hazinelerden, zillet mabetlerinden ve çobanı kurt olan koyun sürüsünden kaçıp kurtul. Kurtulmaya niyetlen ve Allah'ın evini, insanların evini Haccet.