Evlilik öncesi/dışı cinsel ilişkinin, eşitsizliğe dayalı toplumsal düzenin ayrılmaz bir parçası olduğu kadar onun ikiyüzlülüğünün de en açık göstergesi olduğunun altını çizmek istiyorum çünkü erkeklerin evlenmeden önce cinsel ilişkiye girmelerinin beklenen ve istenen bir durum olması, erkeğin kontrol edilmesi güç cinsel güdüsünün olduğuna dair toplumsal kılıfı biyolojik zemine oturturken, öte taraftan da büyük bir ikiyüzlülükle bu güdünün nesnesini, yani kadını, zor durumda bırakmaktadır. Bir kadının evlilik öncesi/dışı cinsel ilişkiye girmesi ahlaki çöküşü simgelerken, cinsel ilişkinin diğer ortağı olan erkeğin de aynı derecede ahlaksızlığı temsil edebileceği gerçeği görmezden gelinir.