Başucuna dikilmiş bir tahta parçası... Hayatın gerçeği bundan mı ibaret? O güzel bedenin dünyaya gelip gittiğine şimdi şu tahta parçası mı tanıklık edecekti?
Ah, anlatamıyorum, anlatamıyorum; kalbimin ince bir damarının koptuğunu, ruhumun bir acı bir keder, bir hüzün perdesi ile örtüldüğünü nasıl bir dille anlatayım? Kime anlatayım?