Harputlu

Esselâmu aleyküm, İhsan Efendi oğlum, Hanımların muhakkak dînî terbiyeyi alması, ilm-i hal dâhil İslâmî her sahada tedrisat görmesi elzemdir. Hele bu harb illeti ve fukaralık erkek nüfusun
Sayfa 296 - Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012·Kitabı okudu
Kıymetli İhsan Efendi oğlum, Cenâb-ı Hakk taklidlerimizi tahkîk eylesin. Taklid ile tok gibi görünüp aç olmaktan muha-faza eylesin. Taklide gözümüzü açıp da tefekkürlere gözümüzü yummaktan muhafaza eylesin. Aklımızı, kalbimizi pür nur eylesin. Kalblerimizdeki ucûbatı, şeytaniyyeyi, sadırlarımızdaki vesavis-i nefsaniyeyi izâle edip ilhâmât-ı Rabbânîye'sini gönüllerimize havale eylesin. Ölmeden evvel nefsini muhasebeye çeken, hesap gününden evvel kendi hesabını görmeye çalışan âkil ve salih mü'mînlerden eylesin. Allahümme elhimni rüşdi ve e'ızni min şerri nefsi (Ya Rabbî, Sen bana kâmil îmânın yolunu ilham eyle. Ve beni nefsimin şerrinden, nâkıslığından, nefsime düşerek Seni unutmak belasından muhafaza et). Âmin. Sübhâne rabbike Rabbi'l-izzeti amma yasifûn veselâmun ale'l-mürselîn ve âlihi velhamdülillahi Rabbi'l-âlemîn. | 40 Mektup, M. Fatih Çıtlak, Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012, syf: 198.
Sayfa 198 - Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012·Kitabı okudu
… insan devam edegelen ibadet ve taatından zevk-i mânevî almıyorsa, seneler geçtiği halde ibadet ve taatın kalbinde uyandırdığı bir neş'e yoksa ve o güzellikleri irfanıyla fehmedemiyorsa burada bir nâkıslık yok mudur? Yani kişi tefekküre vesile olacak ilme sahib değilse bile en azından bu eksikliğin sebe-bini tefekkür etmek makamında değil midir? Bunu dahi düşünse kişi irfan sahibi olur. Zîrâ "Kişi noksanın bilmek gibi irfan olmaz." demişler. Bu mânâ çok önemlidir. Zîrâ kişinin taklidden kurtulması ve tefekkür makamına çıkabilmesi için dert sahibi olması lâzımdır. Şöyle bir insanlık sahasına bak, neler îcad edilmiş ve neler keşfedilmiştir. Zîrâat, barınma, yiyecek, içecek ihtiyaçları bu sahadaki îcad ve keşifleri doğurmuştur. İnsan kendisine lâzım olan şeyi farkedince onu bulmak ve elde etmek derdine düşer. Rahatı için yahut ihtiyacını gidermek için o sahada gayret eder, kafa yorar, mesaisini harceder. Mânâ ilmi de böyledir. Kişi mânevî eksikliğini, nâkıslığını hissetmeden, o mânâ derdini çekmeden taklidden kurtulamaz. Izdırabı olmayan, çileyi bilmeyen kişi dermanı ne bilsin! | 40 Mektup, M. Fatih Çıtlak, Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012, syf: 195.
Sayfa 195 - Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012·Kitabı okudu
"Taklid", Nefs-i Emmâre'nin sıfatlarındandır. Kişiyi hayvan derekesine düşürür. Hayvanat içerisinde maymun, taklid illetinin remzi olarak gösterilmiştir. Zîrâ maymun yaptığı fiili idrak etmez. Aynen gördüğü gibi yapar lakin o fiilden taklid ettiğinin aldığı zevki alamaz. Hatta maymunun bu mukallid halini görenler eğlenirler. İbadet ve taatta âbidleri, sâlihleri hatta sûfîleri taklid ettiği halde işin künhüne (özüne) muttali olamayan bu nev'î kişiler, maymuna insanların gülmesi gibi şeytanları kendilerine güldürürler. Bir cemiyette taklid başladığı zaman o cemiyet muhakkak parçalanır, umum arasında ve diğer cemiyetler beyninde (arasında) rezil ve sefih duruma düşer. Taklidin ilacı tefekkürdür. | 40 Mektup, M. Fatih Çıtlak, Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012, syf: 191.
Sayfa 191 - Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012·Kitabı okudu
İlim bilmektir amma ilim tahsili bile taklidde kalırsa yani kalb ile, samimi ve temiz hislerle beraber olmazsa zulümden başka bir netice vermez. Allah Teâlâ da nerede zulüm varsa, oranın çökmesini âdet-i subhaniyesi olarak va'detmiştir. | 40 Mektup, M. Fatih Çıtlak, Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012, syf: 193.
Sayfa 193 - Sufi Kitap, 5. Baskı: Haziran 2012·Kitabı okudu