(...) gerçek âşık, âşık olduğu kişinin sürekli olarak gelişmesini ve özgürleşmesini isterken, sahte âşıklar sevgililerinin ya da eşlerinin sadece kendi isteklerine uymasını ve kendi belirledikleri gibi bir hayat yaşamasını ister ve böyle olması için de ellerinden geleni yaparlar.
“Kurtlar kuzuları nasıl severse âşıklar da sevgililerini öyle sever.” Ancak en başta belirtiğimiz gibi sadece tutkularıyla sevdiğini sanıp âşık olduğunu düşünen kişi aslında sadece bedensel arzularının kölesidir. İnsan bedeninin ihtiyaçları arasında yemek yemek de vardır ve o, sevdiği kişiyi çok acıkmış birinin yemeğinin sabırsızlıkla önüne konulmasını beklediği gibi iştahla bekler. Ancak bu aşk ya da sevgi değil sadece tutkuların ve bedensel ihtiyaçların duygusal sanrılarla açığa çıkmış halidir. Bu tıpkı bir kurdun kuzulara duyduğu sevgi gibidir. Kurtlar aslında kuzuların değil, onları yedikten sonra alacakları hazzın ve doygunluk hissinin peşindedir.
Aşkın, hakikatin içinden çıkmayıp sadece tutkularla yönetildiği her an, eşler birbirini özgürleştirmeye değil köleleştirmeye çalışırlar. Dünyada ve özellikle de ülkemizde yoğun bir şekilde meydana gelen kadın cinayetlerinin sebebi de budur. Hatta kadın ya da erkek fark etmez, ortaya çıkan aşk cinayetlerinin sebebi insanların daha kendileri tanıyıp sevmeden, bir başkasını sevmeye kalkışmasından, birbirini gerçekten severek evlendiklerinden değil, bedensel ve duygusal açlıklarının sevgi ya da aşkmış gibi görünen yanılsamasından kurtulamamalarından doğar.