Her şeye, her yere yetişsek de kendimize geç kalmışlığımızı nasıl telafi edebiliriz ki? Varlığına geç kalmak suretiyle yokluğa mahkûm olmuş düşüncesiz bir çağın alametifarikalarıdır olup bitenler. Düşüncesizce sürüklendiğimiz boşluk, varlığımızın yokluğudur aslında. Var olmaksızın elde etmek, var olmaksızın tükenmek değil de nedir, üstelik tükettiğini sanırken? Uykudan uyanmak için vakit çok erken derken ansızın uyandıracak Azrail, tüm oyunları bozarcasına, Herkes aynı şeylere müptelayken, ben ne yapabilirdim ki mazereti, geçerli bir değer taşır mı varlık diyarında?
Kitap okumak yorar insanı, hızlı okuyamazsın kitabı. Kitap, şiddet uygular insan idrakine, ezer beşeri idraki, işitmektir okumanın ön şartı. "Şöyle olmalı, doğrusu şu" vb. beşeri müdahalelere müsaade etmez kitap. Her anlam ufku, yeni bir anlam ufkunun habercisi oluverir, dünyaya ve âleme dair tüm beşeri hesapları tersyüz eder. Kitap kendisine anlam dayatılmasına izin vermez, aksi taktirde metne dönüşür ve sessizliğine çekiliverir.