Demokratik bir halk sadece kendi eğilimleriyle iktidarı merkezilestirmeye yönelmez; yönetenlerin tümünün tutkuları da onu sürekli bu yöne iter. Demokratik bir ülkenin barındırdığı iddialı ve dirayetli yurttaşların neredeyse tamamının toplumsal iktidarın yetkilerini durmaksızın genişletmeye çalışacaklarını kolayca öngörebiliriz çünkü hepsi de günün birinde onun başına geçmek umudu taşır. Bu kişilere aşırı merkezileşmenin devlete zararlı olabileceğini kanıtlamaya çalışmak zaman kaybıdır, zira onu bizzat kendileri için merkezileştirirler. Demokrasilerin kamusal kişilikleri arasında iktidarı yerinden yönetime aktarmak isteyenler ancak kendi çıkarını hiç gözetmeyenler ya da çok alçakgönüllü olanlardır. Birinciler pek nadir, ikinciler ise güçsüzdür.
Kitlenin ruhuna bir fikri yerleştirmek için en guvenilir araç, iddiadır. İddia ne kadar açık ve deliller ne kadar sade ve ispattan uzak olursa, hüküm o oranda etkili ve büyük olur.
Kuvvetli ve devamlı bir iradenin neler yapabileceğine çoğu defa yeter derecede önem verilmez. Ona hiçbir şey karşı gelemez, ne doğa, ne ilahlar ne de insanlar............. ancak, ihtiyarlığın önünde herşey, irade bile söner.