“Bir başkasının belirlediği sınırlar ve yasalar içinde yaşamak eziyetti, iğrençti. Her tarafta insan onurunu ayaklar altına alan yasalar, yerine getirilmesi gereken yükümlülükler vardı, ne var ki yasaları kuranlar ve yönetenler ya da bir yerlerde adamları olanlar çokluk muaf tutuluyordu bundan. Pek çoğu insanı insan yapan değerlerden yoksun, saygınlıktan uzaktı; pek çoğu itaate, düşünmemeye, sorgulamamaya, koyunca yaşamaya çağırıyordu kalabalıkları.”