Bir an gelir, insan kendi içindeki boşluğun yankısını duyar. Hayatın bütün gürültüsü, makamlar, unvanlar, zenginlikler sustuğunda geriye tek bir soru kalır: Sen kimsin?
Zweig’in kahramanı gibi, hepimiz bazen kendimizi hayattan soyutlanmış, camın arkasından dünyayı izler gibi buluruz. Ama gerçek uyanış, o camı kırıp dışarıdaki yağmuru yüzümüzde hissettiğimizde başlar.
Var olmak; sadece nefes almak değil, hissetmek, yanmak, acıyı da sevinci de yüklenmek, başkasının gözyaşını kendi yüreğinde taşımaktır.
“Bir insan kendisini bulduktan sonra
, onun bu dünyada kaybedebileceği hiçbir şey yoktur.” — Stefan Zweig
“Her insan gibi öğretmen de girdiği ortama kendi iklimini götürür.. Bu nedenle sınıfa girdiği zaman nasıl bir iklim götürdüğü konusunda kendisini sorgulamalı..”>>
“İnsan girdiği her ortama kendi havasını taşır. Önemli olan, o havanın başkalarında hangi duyguyu büyüttüğüdür bence…<<