Çaresizlikten yapilan şeylerin masumiyetini sorgulamanın bir anlamı yok. Dünyanın en alçak şeylerinden birini yapsanız da, çaresizliğin doğurduğu masumiyetini iç sızısı olarak alttan alta merhameti çağırır.
"20 duraklik mesafe katetsen, ama görevliye 2 durak geldiğini söylesen ne olacak? Senin trene nereden bindiğini nasıl anlayabilir?"
Arkadaşım hayretle bana baktı:
" Böyle bir şeyi niye yapayım ki?"
"Yanı ,mesela 750 yen yerine 150 yen ödersin...Çaktın mı köfteyi?"
"Ama böyle bir şey yaparsam tren şirketleri zarar etmeye başlarlar. Dolayısıyla zaman içinde fiyatlari artırmak zorunda kalırlar. Ve benim cocuklarim gelecekte bu hizmetten daha pahalıya faydalanırlar."
Adam ciddi mi diye bir süre yüzünü inceledim. Gayet ciddiydi. Utancımdan deprem olsa yee yarilsa da içine girsem diye bekledim...
...Umarım şeytan sizi isitmemistir, sayın bakan, şeytan öyle bir işitir ki yüksek sesle konuşmak hiç gerekmez, O halde tanrı bizi affetsin, Zahmet etme, o doğuştan sağır.
...Bu hayat , hicbirimize iyi ki yaşadım dedirtmeyen bu hayat senin suçun değil Şükran. Ama benim de suçum değil. Benim bu hayata tabiatım müsait değildi, seninle aşka uygun biri değildim ,ne yapalım? Aşkı aramak altın aramaya benziyor Şükran, çok yorucu. Toprağı kazacaksın, kayaları kıracaksın, toz edeceksin, eleyeceksin, bakacaksın var mı yok mu ,varsa bulacaksın, eriteceksin, parlak parçacıkları birleştireceksin, aşk yapacaksın, zor