Kapak Kızı kitabından merak ettiğimiz Şebnem'in hikâyesini okuyoruz bu kitapta. Şebnem'in yaşadıkları, tercihleri, ailesi, aşkı, hayalleri, hayal kırıklıkları...
Şebnem'in babasının bir kaza sonucu kolunu kaybetmesiyle başlıyor aslında her şey. Hayata küsen babasından sevgi görmeyen Şebnem annesinin de terk etmesiyle o mutlu aileyi, sıcacık yuvayı kaybediyor. Şahit olduğu olaylar, annesinin tercihleri, akrabalarının tavırları Şebnem'i insanlardan soğutuyor. Şebnem karşısına çıkan insanlarla ve dergiye verdiği pozlarla terk edip giden annesinden, sevgisini göstermeyen bu dünyadan elini eteğini çekmiş babasından, sürekli eleştiren akrabalarından, bir türlü yüzüne gülmeyen hayattan intikam alıyor. O intikam alırken biz Şebnem'e bazen kızıyoruz, bazen hak veriyoruz bazen de gözyaşlarına boğuluyoruz. Bunu da mı yaşadın be Şebnem, diyoruz. Bir de Osman var. Şebnem'in eşi. Şebnem aradığı o sevgi boşluğunu Osman ile tamamlamaya çalışırken Osman'ın annesi oluyor adeta. Bence hiçbir kadın Osman gibi bir adama denk gelmemeli. Öyle yanlışlar yapıyor ki (hata demiyorum) Şebnem ölmek için gün sayıyor.
Sonuç olarak mutlu bir ailede büyüyemeyen kızlarımız sevgiyi dışarıda ararken, o boşluğu doldurmaya çalışırken, bir bakıyor ki o boşluk cehennemi olmuş. Her ne olursa olsun bir anne evladını terk etmemeli. Bir baba ne olursa olsun kızının saçlarını okşamalı, sevmeli, sevgisini göstermeli. İçeride bulamadığı sevgiyi dışarıda ararken kızlar ruhunu kaybetmemeli.