Seçkin çağlı

Seçkin çağlı
@Hayvan_severr
Martı olup gelirsen işgal yurduma O muzumda su taşır deniz yaparım sana... Seçkin.Ç Yağmur suyuyla değirmenin dönmeyeceği billiydi zaten.
Muhasebe
Üniversite
Türkiye/Bodrum
İstabul
124 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
Yalnızlığı seçen kadın yoktur.Yanlızlığa terkedilen kadın vardır.Anlaşılmayan kadın vardır,hisleri duguları çalınan kadınlar vardır, yanlış limana demir atan kadınlar vardır. S.Ç🍂❄️🌸
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kim bilir, hangi cehennemi cennet eyliyor şimdi gülüşün! Ben, yokluğunun dehlizinde b/öyle her zerresine muhtaçken... S.Ç🍂❄️🌸
Beklentiye giren Kalbimede kırgınım
OKUMANIZ DİLEĞİYLE ARKADAŞLAR
Özgürlük olmadan ahlak olmaz,nefis bir cümle.Ama insanlık tarihine baktığımızda tablonun tam tersini görüyoruz.İnsanı ahlaki bir varlığa dönüştüren şey özgürlük değil zorunluluktur.Paleolitik dönemde küçük insan topluluklarının neden paylaşımcı, dayanışmacı bir ahlak değiştirdiğini düşünelim.Bu yüce bir özgürlük bilincinden mi kaynaklanıyordu? Hayır.Paylaşmak zorundaydılar çünkü aksi halde hayatta kalamazlard.Grupta kalmak,avı bölüşmek, zayıfı korumak;bunlar özgür bir iradenin ürünü değil, varoluşun dayattığı koşullardı.Anthropolojik kayıtlar da bunu doğruluyor: avcı -toplayıcı topluluklarda ahlaki normların en yoğun biçimde hayatta kalma baskısının en yüksek olduğu anlarda ortaya çıktığını görüyoruz. Özgürlük burada hiçbir açıklayıcı güçe sahip değil. Tarıma geçişle tablo değişti ama zorunluluğun merkezliliği değişmedi, tam tersine derinleşti. Toprak, depo, artı ürün ve bunlarla birlikte mülkiyet, hiyerarşi ve borç ortaya çıktı."Çalmayacaksın",gibi ahlaki buyruklar bu yeni düzenin zorunlulukları dan doğdu. Graeber'in borç üzerine yaptığı çalışmalarda görüldüğü gibi, ahlaki yükümlü lük kavramı ile ekonomik borç ilişkisi arasında derin ve tarihsel bir bağ var. Sürmer tabletlerinde ortaçağ kilise hukukuna kadar "günah"ve "borç" kavramları birbirinden neredeyse ayrılmaz biçimde iç içe geçmiş durumda. Vicdan bile bir anlamda bu düzenin içsellestirilmiş sesidir. Zorunluluktan doğan ahlak sahici değil dir,itaatır. Ama bu itiraz, zorunluluğu yanlızca dışsal bir baskı olarak konumlandırdığında geçerlidir. Oysa zorunluluk bir topluluk tarafından içsellestirildiğinde,ortak yaşamın kurucu oluşuna dönüştüğünde, ortak yaşamın kurutucu koşuluna dönüştüğünde artık baskı olmaktan çıkar,kimlik olur. Nitekim Durkheim da tam bu noktaya parmak basar: ahlaki olgular toplumsal
Ben seni kötüleymem hiç Çiçekli bir yol vardı, yürüdüm derim Ayaklarıma dikenler battı ama Her ormanda olur böyle şeyler derim