Ey talib, bir şeyden diğer bir şeye gidip durma. Yoksa devamlı yürüdüğü halde vardığı yer, başladığı yer olan değirmen eşeği gibi olursun. Yaratılmışlardan Yaratıcı'ya yürü ki, yaratılmışların tümünün varacağı yer Âlemlerin Rabbi'dir
Sakın bir kevnden bir kevne rihlet eyleyip durma
Hâr-ı tâhun-âsâ kim eder bir noktada deveran
Velî ekvandan kıl irtihal o Hâlıku'l-Kevn'e O Rabbü'l-İzze’dir çün müntehâ-yı cümle-i ekvan
Muhammed (as), kısa bir süre sonra, Lât adlı putu ortadan kaldırmak için Ta'if'e özel görevliler gönderdi. Bu küçük heyetin içinde Sakîfli Mugîre ibn Şu'be de bulunuyordu. Putu kırmakla görevli heyet belirtilen yere gelince, özellikle şehirdeki batıl inançlı kadınlar arasında büyük bir üzüntüye yol açtı. Mugîre, hemşehrilerinin ruhsal durumunu çok iyi bildiğinden, biraz eğlenmek için bundan yararlanmak istedi: Puta ilk darbeyi indirir indirmez bir çığlık atıp, bayılmış gibi yaparak kendini yere attı. Henüz gönülleri İslâm'a tam bağlanmamış olanlar ve batıl inançlı kimseler bundan çok hoşlandılar. Aralarında bu konuyla ilgili olarak konuşmaya dalmışken, Mugîre kahkaha atarak ayağa kalktı ve putu ve bütün tapınağı yerle bir edip, daha önce puta adak olarak getirilip bırakılmış bütün kıymetli eşyaya, İslâm hükümeti adına el koydu. Muhammed (as), buradan ele geçirilen para ve değerli eşyanın, çok miktarda borç bırakarak şehit olan 'Urve'nin oğlu Ebu'l-Muleyh'e, sadaka olarak verilen diğer paralarla birlikte yardım olarak verilmesini emretti.