Kaderi anlamaya çalışırken "irade" ile "rıza"yı karıştırmamak gerekir. Şu kâinattaki her şey Allah'ın iradesiyle olur ama olan her şeye Allah'ın rızası yoktur.
Birkaç örnek verelim:
İblis, Allah'ın iradesi ile şeytan olmuştur ama Allah'ın buna rızası yoktur. İblis, Hz. Adem'e secde etmemeyi kendisi tercih etmiş, sonra insana düşman olmuş, onu yoldan saptırmak için Allah'tan izin ve müsaade istemiştir. Allah da imtihan gereği ona müsaade etmiştir. Eğer O, buna müsaade etmeseydi İblis şeytanlık yapa-mazdı. Demek ki İblis'in şeytanlık yapması Allah'a rağmen, Allah istemediği halde gerçekleşmemekte, Allah'ın dilemesiyle olmaktadır. Peki Allah'ın buna rızası var mıdır? Kesinlikle hayır! Rızasının olmadığını nereden biliyoruz? Çünkü Allah, İblis'i lanetliyor, onu ve kendisine uyanları ebediyen cehennemlik kılacağını belirtiyor. İblis'in yaptığından memnun, hoşnut ve razı olsaydı onu kovması, lanetlemesi, cehennemlik kılması değil ödüllendirmesi ve cennet-lik kılması gerekirdi.
İnsanların vicdanları dünya üzerinde meydana gelen adaletsizlikleri gördükçe yaralanmakta, bu dünyanın zulümlerle dolu olduğu yönünde kanaatler oluşmaktadır. Eğer âhiret yoksa o zaman bu dünya üzerindeki haksızlıklar karşılıksız kalacak demektir. Oysa Allah, böyle bir şeyin asla söz konusu olmayacağını, âhiret yurdunda adaletin tamamiyla gerçekleşeceğini şu şekilde belirtmektedir:
> "Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz." (el-Enbiya, 47)
"Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının." (el-Bakara, 281)