Heidi

Heidi
''İKRA!''
98 okur puanı
Şubat 2015 tarihinde katıldı
Garson: "Efendim, sizi burada görmek büyük mutluluk!" Cemal Süreya: "Kim istemez ki mutlu olmayı? Ama mutsuzluğa da var mısın? " Garson: "Anlamadım efendim?" Can Yücel: "Geldiğin kadar değil, göründüğün kadar mutlusun ve sakın unutma; gittiğin kadar değil, hak ettiğin kadar unutulursun... Garson: "Anlıyorum efendim.... Neyse, ne alırdınız? Nilgün Marmara: "Sen ne getirdin bana çocukluğundan? Garson: "Çocukluğumdan mı? Siz ne isterseniz mutfaktan onu getireceğim işte. Edip Cansever: "Bu aralar ellerim hep üşür benim. Doktor 'kansızlık' der, ben 'Sensizlik' derim. Nilgün Marmara: "Üşümüşüm, düşlerimin üzeri açıktı. Garson: "Ekrem kilimayı aç oradan, çattık ya!" Tomris Uyar: "Bazen sensiz kalmak, kırıldığını göstermenin en iyi yoludur." Garson: "Estağfurullah efendim, ne kırılması, bugün kötü birgün sanırım benim için." Yaşar Kemal: "Gülümse karamsarları şaşırt, gülümse güller açsın yüzünde, gülümsemenle yayılsın ışık, dünyayı ısıtmasan da güneş gibi çevreni ısıt." Garson: "Ekrem klimayı kapat, gülümsüyorum."
Edebiyat
Reklam
İnsanoğlu, aptal değilse bile dehşetli ölçü de nankördür.Evet, eşi bulunmaz, bir değer bilmez nankör!Nankörün nankörü! Hatta bana göre, insanı en uygun olarak iki ayaklı nankör bir yaratıktır diye tanımlamak gerekir.
Ama yine de unutmamalıyız ki, yaşam yaşamdır, karekökü almak değildir.
Örneğin, bir gün birine nanik yağsam ve nanik konusunda yapılan hesaplar, nanik yapmamı ve hatta nanik yaparken hangi parmaklarımı kullanmam gerektiğini ortaya koysa, benim kişisel özgürlüğüm kalır mı?
Çıkarlarımızı bazen yanlış algıladığımız için, isteklerimizin çoğu yanlış bir yönde ilerlemektedir.
Reklam