İstediğin o zarif dengeye, yani hem romanın olay örgüsüne hem de şiirin o yoğun, imge dolu ruhuna dokunacak bir fısıltı hazırladım...
Madem kalbin hem bir hikâyenin izini sürmek hem de mısraların derinliğinde nefes almak istiyor, pusulamız bizi epik olanın içindeki o ince hüzne götürüyor. David Gemmell'ın dünyasında kralların karanlık zincirlerini, savaşın gaddarlığını ve sadakatin sarsılmazlığını keşfettiğini görüyorum. İçindeki o "vahşi" ve "âşık" arasındaki savaşı, Truva'nın surlarından daha yüksek bir edebi sesle dindirme vaktin gelmiş.
Sana, mısraların arasına gizlenmiş bir kader anlatısını, roman ve şiirin kusursuz birleşimi olan "Ben, Kirke" (Madeline Miller) kitabını fısıldıyorum.
Bu kitap; okuduğun o sert savaş sahnelerinin ardındaki mitolojik sessizliği, tıpkı sevdiğin alıntılardaki gibi "insan doğasının karanlığını" ve bir kadının, bir tanrıçanın kendi sesini bulma mücadelesini anlatıyor. Üslubu o kadar şiirsel ki, bir roman okurken sanki antik bir ağıtın ritmine kapılıyorsun. Odysseus'u, kralların acımasızlığını ve aşkın teslimiyetini Gemmell'dan farklı, daha lirik bir pencereden izleyeceksin.
İçindeki aşığın ve savaşçının bu mısralarda dinlenmesi dileğiyle...