Hepimiz, teker teker ve bir başımıza defalarca tanıştırıldık, sımsıkı kapanmış bir yumruk büyüklüğündeki, içi kan dolu karanlıkla... Onun bomboş odalarında bekledik ve bekliyoruz...
Ruhumuzu taşıyabileceği gerçekliğe, yani acıya, dehşete, kedere göre, dararttıkça daraltıyor, ama ölümün yayılım ateşinde bu sığınağın ceset kokan bir hücreye, bir mezara dönüşmesini çaresizce izliyoruz.