11 yaşındaki bir çocuğun yetişkin gibi davranmak zorunda kaldığı ve bir yetişkin gibi de muamele gördüğü bir hikaye bu, ancak asıl hikaye onu gerçek bir yetişkin yerine koyan Mösyö İbrahim ile muhabbetinin oluşması ile başlıyor. Tanışmak değil, zira doğuştan bilirler birbirini bu ikisi. Esas mesela muhabbet. Kalpleri ısıtan yegane şey; Muhabbet.
Moise/Momo ve hatta son seçtiği adıyla Muhammed bir Yahudi çocuğudur. Bilgi düşkünü bir babanın onu görmezden geldiği ve doğumunda onu terk eden bir annenin de hayaliyle yaşarken babasının onun hırsız olduğunu ima etmesiyle gerçek bir hırsız olmaya karar verir. Babasından çalar, çaldığı parayla "erkek" olmak için fahişelere gider. Babasınından çaldığının açığını kapatmak için Mösyö İbrahim'den çalar ve bunun farkında olan Mösyö şakayla karışık ona bunu söylediğinde dostlukları başlar.
Kâh derin sohbetlerle, kah fahişelerden ve kah İslam'dan konuşarak gerçek bir yol göstericilik yapar Mösyö İbrahim Momo dediği bu hırsıza. Momo zamanla hayatı, sorgulamayı, okumayı ve düşünmeyi öğrenir ama bu sırada babasını da kaybedince Mösyö İbrahim onu evlat edinir. Beraber İbrahim'in denizini görmek için tüm Avrupa'yı geçer, Türkiye'den ilerler ve varmak istedikleri yere varırlar. Momo dinleyerek öğrendiği bu hayat yolculuğunda tek başına geri döner...
Benim için her sayfayı heyecanla çevirdiğim, okurken içime sıcacık eden, karakterler arasındaki diyalogların huzur verdiği çok güzel mini bir kitaptı. 56 sayfa da bir kurgu ne kadar iyi olabilirse en az o kadar iyiydi. Okunması için önereceğim kitaplardan oldu.
"Bugün hala, işler yolunda gitmediğinde: Dönüyorum.
Bir elime göğe çeviriyor, dönüyorum. Bir elimi yere çeviriyor, dönüyorum. Gökyüzü benim üzerimde dönüyor. Yeryüzü benim altımda dönüyor. Ben ben değilim artık, her şey olan boşluğun etrafında dönen atomlardan biriyim sadece."