Yıldan yıla, hatta giderek günden güne, gizliden gizliye beklediğin tek bir şey var: Mutlu bir aşk. Bunu beklersin, bunun gerçekleşeceği umuduyla yaşarsın aslında ama her şey boşunadır.
Bir zamanlar Sonya'nın alaycı bir dille ima ettiği o "mezara kadar aşk" gerçekten var olan bir şeydi. Öyleydi elbette ama ben de bunu, tıpkı kolu ya da bacağı kesilen birinin buna alışması ve artık öyle yaşayıp gitmesi gibi kanıksamıştım.