Gazzâlî , zihnin labirentlerinde kaybolmak yerine kalbin genişliğine sığınmayı seçmiştir. O, kelimelerin bittiği yerde hâlin başladığı; aklın kanatlarının yanmaya başladığı ufukta, aşkın kanat açtığını fısıldar.
el-Münkız , sadece sapmış yollardan bir kaçışın değil , her birimizin ruhunda saklı olan o "mutlak hakikat " arayışının pusulasıdır .
Bu eser, bize şunu fısıldar: İnanç, sorgulanmadan olgunlaşmaz. Şüphe, imanın düşmanı değil; çoğu zaman onun ebesidir. Gazzâlî'nin karanlıktan geçerek ulaştığı şey, kör bir teslimiyet değil; yaşanmış, sınanmış ve içselleştirilmiş bir yakîndir.O yüzden bu metin, yalnızca on birinci yüzyılın bir âlimine ait değildir; her çağda hakikati arayan, inancını ezberden Kurtarmak isteyen herkesindir.