Küsecek kadar sevmeli insan birini
O gelince küsmeli
nerdeydin bunca zaman
niye sevmedin beni
Küsecek kimsem yoktu demeli,
o varken de kimseye küsmemeli....
Diyor Haydar Ergülen...
Metin Altıok Şiir Ödülü almış bu kitabı ikinci kez okuyorum.
Normalde çok şiir sevmememe rağmen Haydar beyin kalemi çok hoşuma gidiyor.
Gecenin içinde bir yolcu gibi
Hepimizin geçtiği yollardan geçiyor mısralarında
Kimi zaman bir cevap veriyor bizim sustuklarımıza
Kimi zaman bir yakarış oluyor sesimizi duyuramadıklarımıza
Kendisi de zaten
"Şiire yakın duran gece, karanlık değildir" diyor şiirini tanımlarken .
Şiirleri bir insan gibi geçiyor aramızdan
Sözü tartmanın zamanıdır diyor
Havanın bile ağırlığı varsa sözün neden olmasın dedirtiyor okuyana .
İnsanın duygularını en güzel ifade biçimlerinden biri şiir yazmak ya da okumak .
Şiirler zamansızdır çünkü.
Ya da saatleri eskidir ve sonsuza ayarlıdır.
Duygusal zekası baskın olan herkesin okumasını ısrarla tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar
Şiir kitabına da inceleme mi olurmuş diye düşünürken şiir gibi bir inceleme olmuş gerçekten.
Sizin de kaleminiz gayet kuvvetli .
Kitabı ben de okumak istedim yorumunuzu okuyunca 🍀
Teşekkür ederim 🙏💐
Duygusal olarak tam da bu kitaba ihtiyacım olan bir zamana denk geldi diyelim. Başka bir zamanda okusam begenmeyebilirdim belki de .
Bunu en iyi kitap okurken hissederiz aslında. Bir yazar yalnızlığı öyle anlatır ki melankolik bir havaya bürünür insan okurken. Başka bir yazar öyle güzel anlatır ki özendirir yalnızlığa. Olay aynı ama bakış açısı değişince duygular bile degisiverir.
Neden sadece insanlar kendileri için özel olarak tasarlanmış bir alanda yaşayabilecek kadar şanslı?
Hem de yok etmeye kararlı göründükleri bir uzayda , bir gezegende .
Dünyadaki yaşamın %82 si bitki,
%13 ü bakteri ve
geri kalan %5 i diğer herşeyi içermektedir .
Bu diğer her şeyin sadece %0,01 i insandır.
Ve bu %0,01 , yine de diğer türlerin sonunu getiriyor.
KENDİNİN BİLE!...
Özel gereksinimli bireylerle artık hayatın her alanında biraradayız. Eskiden çok daha az rastladığımız özel durumlar artık sıradanlaştı ve sayıca ciddi oranda arttı.
Kitabın en önemli özelliği böyle bir bireyin ağzından yazılmış olması. Onun duygularını anlamaya çalışırken ister istemez empati sempatiye dönüşüyor ve onun duygularını da sırtlamış oluyor okuyan kişi. Bu anlamda duygusal hassasiyeti olanların okumaması daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.
Kitapta insanın hayatı sorguladığı ve aslında farkında olmadan karşılaştığımız bazı olayları analiz etmek durumunda kaldığı çok güzel ,
tekrar tekrar okunası bölümler var.
Çaresizlik, yoksunluk , akran zorbalığı, toplum baskısı,yalnızlık, kabul görme isteği , onaylanma ihtiyacı ...çok net biçimde , son derece etkileyici şekilde ifade edilmiş.
Bilim tarihinde adı duyulmuş, duyulmamış pek çok insanın aslında ne kadar da adanmışlıkla çalıştığını okurken Marie Curie geliyor insanın aklına . Hayatını hiçe sayarak kendini adama hali, karakterin aslında dünyadan geçip gideceğini ama sonraki nesiller için birşeyler yapabilirse yaşamış olmanın tatmini içinde öleceğini hissettiği ve bize de hissettirdiği bir olay örgüsü içinde sunulmuş okuyucuya.
Çocuklarla iletişimde olan tüm meslek sahiplerinin ya da ebeveynlerin mutlaka okuması gereken düşündürücü ve farkındalık yaratan bir kitap.
Herkese keyifli okumalar...
Çok kişide görünce okuma isteği gelmeyen bir kitaptı. Ama incelemeyi okuyunca heveslendim okumaya . Özellikle dışlanan bir bireyin dünyasından bakmayı çok istedim etrafa. Yüreğinize sağlık 💞