Herkes ne yapıyorsa onu yapmak ister beş buçuk yaşındayken insan.Ve bu arzusu devam eder büyüyünce de.Kendine benzemeyenlerden korktuğu kadar,başkalarına benzeyememekten de ödü kopar.Bu yüzden ha bire dünya yüzündeki varlığını dengeleyecek birini arar.Öbür yarısını.Kendine en çok benzeyeni değil,onu bir bütüne tamamlayacak ya da eksiltecek olanı.
Biz bitti sandıkça başlamayı,durdu dedikçe dönmeyi,bizden azade ama yine de bizimle birlikte devridaimi sürdürüyor.Onun serkeş ritmi sayesinde kimse sonsuza dek aşık,dertli veya dehşet içinde kalamıyor.Her şey kendini usulca kendinden sonra gelecek olana devşiriyor.
Bu dünyanın sonu gelmiş,artık sabah olmayacakmış gibi berbat bir histi.Çünkü öyleydi.Dünya,bana ayırdığı sürenin sonuna gelmişti ve yakında hesabıma düşen günlerden geriye,içine uyanabileceğim serin bir sabah kalmayacaktı.Bunu anladığınız an hissettiğiniz boşluk duygusu,o vakte dek tecrübe ettiklerinizin hiçbirine benzemiyor.Ne aşk,ne ayrılık acısı,ne de arada bir kapınızı zorlayan başıbozuk varoluş sancıları,hiçbiri bir yarın olmayışının ruhta açtığı gediğin yanına bile yaklaşamıyor.