Zebercet, kitabın başlarında sıradan bir otel görevlisi olarak zannettiğim baş kahraman. Kitabı okuduktan sonra incelemelere şöyle bir baktığımda Zebercet’i tuhaf bir şekilde aşırı olumluyan ifadeler gördüm. Yaşadığı sevgisizlikten, ilgisizlikten, görünmezliğinden hatta insanlar tarafından dışlandığından falan bahsedilmiş. Bana hiç öyle gelmedi. Geçmişine ait anlatılardan ki çocukluk anıları fazla anlatılmamış kitapta, Zebercet’in derin travmalarını falan görmüyoruz. Otelde görevli olan Zebercet bana kalırsa asosyal olmayı kendi seçmiş. İnsanlarla iletişim kurmak yerine tekdüze bir hayatı benimsemiş. Ve bu tercihte onun ruh dünyasını olumsuz bir şekilde etkilemiş. Karşımızda ruh sağlığını kaybedişini adım adım gördüğümüz bir anti kahraman var. Bazı temizlik takıntıları da zaten genetik olarak bu duruma yatkınlığını da gösteriyor gibi. Otele gelip tek gece kalan kadına saplantılı ilgisi, devamındaki cinsel yönelimleri beni tam korkutmuştu ki nihayetinde bir kadını katlederek toplum için ne kadar tehlikeli biri oluşunu da göstermiş oldu. Bu kitapta belki bir anti kahramanın, bir suçlunun iç dünyasını yahut o noktaya getiren sebeplerin neler olduğunu farkedebilir ve o anlamlarda açılımlar yaşayabiliriz ancak böyle bir karakterin eylemlerini yumuşatmaya çalışmak ve kabul edilebilir bir noktaya getirmek çok doğru olmasa gerek. Elbette kitaptan çıkarılacak çok mesaj var, toplumsal, kültürel ve psikolojik. Ancak bunu yaparken fazla güzelleme yapmak bizi yazardan ve kitaptan uzaklaştıracaktır. Keyifli okumalar.