...insan "insan" olarak yaratıldığı için, hayvani yönünün, bedenin ona verdiği hazlarla yetinemez; daha ötesini, madde ötesini, "ruh"ların (veya canların) "Bir"leşmesinin ona verdiği yüksek hazzı arzular. İşte bu, aşkların en yücesi ve en latif
hâli olan "tevhid aşkı"dır.
İnsanlar yalnızca aşktan ve acıdan ölmez; her ne kadar bazıları doğuştan gelen hastalıklar yoluyla ölse de, bu tutkuların işkenceleri insanı vaktinden önce yıkıcı olaylar yaşamaya zorlar.
Çünkü ne kadar yaşlı, sade, alçakgönüllü, ıssız, acı çekmiş biri olursak olalım, kalbimiz en zayıf yaşam kıvılcımını koruduğu sürece, o solgun ateşin yanında titreyerek takdir ve şefkat için manevi bir özlem ve açlık çeker.