Dünyayla aramıza teknolojiyi koyduğumuzda,kainatın kutsallığını idrak edebilecek yavaşlığa ve geniş odaklanmaya ulaşamayız. Algılarımızın ayarlarını doğal olana ayarlayamayız. Dünyaya onu alımlayacak ve idrak edecek yalın ve duru bir gönülle bakamazsak onu büyüsünden arındırır, onda saklı olan ilahi özü gözden kaçırırız. Dünyayla ve insanla hemahenk olabildiğimiz anlara ihtiyacımız var . Bir çoçuğun yüzündeki gülümsemeyi ,bir dostun sesindeki hüznü, bir ağacın tomurcuklandığı zamanı fark edebilmemiz gerek . Bir örümcek ağının yakaladığı toz zerresi gibi dikkatimizin de yaşantıyı yakalayabilmesi , yaşantı parçacıklarını bir araya getirmesi,onları bellek ve duyguyla ilişkilendirerek anlamlandırabilmesi gerekir . Hayatın en zayıf uyaranlarını dahi alıp işleyebilmesi ve oradan yeni ilhamlar çıkarabilmesi gerekir . Akışkan modern dünyada artık daimi bir devrim halinde yaşıyoruz ,Buda bizi bir ilişkiye ,bir topluma ,bir ülkeye ,bir mesleğe kendimizi bütünüyle vermekten alıkoyuyor. Bu sürekli akış halide yaşantıyı ve insani teması silikleştiriyor. Mesajların gürültüsü içinde yüreğin sesi kısılıyor . Benliğimin bir parçası orada kalmış ,uzatır mısınız ?
Tıpkı taş kütlesinin altında fazlalıkların atılmasıyla açığa çıkan bir heykel gibi ,içimizde açığa çıkmayı bekleyen bir hayatı saklarız . Daha çok ekleyerek değil ,fazlalıkları atarak özümüze ulaşırız .Her insan büyük bir ruhun tohumunu içinde taşır ;sanat onu filizlendirmekte .Yaşamak ister ölmekten korkarız ,bağ kurmak ister reddedilmekten korkarız ,değişmek ister bilinmeyenden korkarız .Lao Tzu’nun söylediği gibi “Dışa dönük cesareti olan ölmeyi göze alır ,içe dönük cesareti olan ise yaşamayı “. Yaşamayı göze almak zorundayız .
Okurken bir dönem dizisinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz ve kendinizi sayfaların akışına bırakıyorsunuz .Çok güzel sürükleyici ve okuması çok keyifli bir kitaptı .Ada’nın annesinin olduğu bölümleri okurken deriiiin deriiin nefes alma ihtiyacı hissederken susan’ın bölümlerini okurken sabrını ve anlayışını takdir ettim . Başarılı bir kitap