Bir medeniyet tasavvurunun temeli oluşturan en mühim simgesi olan yapı, o tasavvurun şehrinde en saygın yere konur. Onun için Osmanlı, yapılarını hep tepelere koydu. Her yerden sonsuzluğu iyi görebilsin diye. "Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kutsi tepeyi." diyor Yahya Kemal, Süleymaniye için. Jüstinyen de aynı şeyi yaptı; Ayasofya'yı en görünen yere koydu. New York'un Manhattan'ı da böyledir. Karadan ve denizden baktığınız zaman sizi çok etkiler, görünür çünkü. Görünmek çok mühim.
Bütün öğrettiklerimi unutun. Dünya dönüyor , evet, ama belki de burda, bu dağ başında dönmemesini bilmek daha doğrudur. Size Hayat Bilgisi dersleri verdim sevgili çocuklar, ama hayatın gerçek bilgisini,siz, kendiniz, burda iki sınır arasında, bu dağ başındaki köyünüzden uzak kentlere gittiğinizde, askerliğinizde öğreneceksiniz. Unutmayın ki , kitaplarda yazılanlar, okullarda öğretilenler her zaman doğru değildir.
Benim için doğru olan sizin için gerekli değildir.
İnsan kendi yolunda öyle yürümeli ki görenler yoldan önce onun duruşundan, yürüyüşünden, asaletinden ilham alsın. İşte o zaman yol, yol olur ve bizi hakikat menziline ulaştırır.