Elif Alioğlu

Antik çağın filozofları özgür insanın alçalması olan çalışmayı hor görmeyi öğretiyordu. Ozanlar tanrıların ar­mağanı olan tembelliği överdi.
1000Kitap
Reklam
İnsan ilişkilerinde öyle bir an gelir ki frekans değişimine benzer bir şey olur: O zamana kadar zihnin kendi kendine yarı edebi terimlerle tarif ettiği, genel bir başlık altında sınıflandırılması yeterli olan (alkolik bir adam, talihsiz bir kadın falan) nesnel bir durum öznelleşiverir; benzersizleşir; gözlemlenen bir şeyden kendiliğinden paylaşılan bir şeye dönüşür. Önündeki günahkarın eğik başına bakarken Charles'ın zihninde böyle bir dö­nüşüm gerçekleşti.
1000Kitap
Sam ne zaman sinirli sinirli kafasını kaldırıp onu kıkırdarken, dudak bükerken ya da saçma planlarıyla alay ederken yakalamaya çalışsa, onu utangaç utangaç gözlerini aç­mış, devam etsin diye ağzının içine bakar buluyordu. Dinleyicisi kendine ihtiyaç duyulduğunu hissediyordu ve kendisine ihtiyaç du­yulduğunu hisseden bir kız yarı yarıya aşık olmuş demektir.
1000Kitap
Ama Mary'nin temelde güçlü bir karakteri vardı, kendine güveniyordu, günün birinde iyi bir eş ve anne olacağını bi­liyordu ve insanlarda neyin ne olduğunu anlıyordu ... mesela hanımı ile hanımın yeğeni arasındaki değer farkını anlıyordu. Ne de olsa köylüydü ve köylüler şehir kölelerinden daha yakındır gerçek değer­lere.
1000Kitap
İletişimin gitgide artması insanlık için iyi olmuş olabilir. Ama ben zındıklık yapıp buna inanmıyorum, ataları­mızın yalıtılmışlığını, tıpkı daha fazla mekandan yararlanabilmeleri gibi, imrenilecek bir şey olarak görüyorum. Artık dünya hayatımıza çok fazla karışıyor.
1000Kitap
Reklam