Hüseyin Düver profil resmi
Üniversite Mezun
Antalya
Kütahya, 17 Şubat 1992
249 okur puanı
21 Oca 2016 tarihinde katıldı.
  • 304 syf.
    ·4 günde
    Barış Müstecaplıoğlu, Türkiye’nin ilk fantastik kurgu dizisi yazarı. Perg Efsaneleri’nin ilk kitabı 2002’de yayımlanmış.
    Şamanlar Diyarı da diğer fantastik dizinin ilk kitabı. Farklı alanlarda, birçok eseri mevcut.

    Fantastik sevenler için bir hazine. Hele ki bir Türk yazarsa, okumadan geçilmemesi gerekenlerden. Biz kitap ağacı bursa olarak Eylül ayında hep birlikte okuduk.

    Delkarna hazinesinden çalınan bir parşömenin peşine düşmekle başlıyor kurgu. Nasra, Delkarna, Harnan gibi ırklar ve şamanlar var.
    Tüm bu farklı karakter ve kurgu içinde, tüm canlıları biraraya getiren kuralları, öteki dediklerimizi farklılaştıranı sorgulatan da bir roman.
    İlk 70-80 sayfada karakterleri algılamaya çalışarak, sonrası ise maceralı bir kurgu içinde geçti.
    Farklı tatlar arayanlara önerebilirim
    .
    .
    youtube kanalım:
    https://youtu.be/kvOj2Ix7_O8
  • 304 syf.
    ·3 günde·Beğendi·6/10
    1800'lü yıllarda yaşamış olan William Morris'in ütopyası, kendi zamanından çok uzak bir zamanda geçiyor. Ona uzak fakat bize yakın. İngiltere'nin o zamanki şartlarından pek de hoşnut olmayan Morris, bir gece yatağına uzanır ve zamanın çetin şartlarının üzerine çöken yorgunluğuyla, görmek, yaşamak ve katlanmak zorunda olduğu bu çirkinlikten duyduğu rahatsızlıkla uykuya dalar. Tahmin edileceği üzere bambaşka bir zamanda uyanır. Daha sonra öğreneceği üzere neredeyse iki asır atlayarak 2003 yılına ulaşmıştır.

    Elbette bizim yaşayıp deneyimlediğimiz 2000'ler Morris'in ütopyasından çok uzakta. Gerçeğin de Morris'in düşlediği gibi olmasını, en azından ona biraz daha yakın olmasını dilerdim doğrusu. Cinsiyetçilik, faşizm, kölelik, eşitsizlik, kapitalizm ve bunlar gibi aklınıza gelen diğer tüm kelimeler ortadan kalkmıştır; insanların dilediğince yaşadığı, herkesin sevdiği işi isteyerek yaptığı, mülk kavramının ortadan kalktığı, işbirliği esasına dayalı bir yaşam tarzının olduğu, herkesin 'birey ve toplum' için neyin doğru neyin yanlış olacağının ayırdına varabildiği, tarihteki olaylardan ders çıkararak geride bıraktıkları tüm bu çirkinliklerin yeni ve huzurlu dünyalarına sıçramasına izin vermedikleri bir zamanda geçiyor.

    Sanırım ütopyalar gerçekleşmesi imkansız rüyalar, distopyalar ise gerçekleşmesini önleyemediğimiz kabuslar olmaya devam edecek, geçmişte böyle oldu, şimdi'de böyle ve inanıyorum ki gelecekte de böyle olacak.
  • 573 syf.
    ·10 günde·Beğendi·10/10
    Hani her şeyin farkında olup da "aman başımıza bir şey gelmesin"ciler vardır bildiniz mi?
    Durun ipucu veriyim: "aman düzenimiz bozulmasın" diye de eklerler sonuna.
    Bilemediniz mi? Kim mi bunlar?
    Elcevap: Bozuk düzenin korkak bekçi köpekleri.
    Ağır mı geldi benzetmem?
    Halbuki benzetme değil ki bu.
    Gerçekleri bam bam babayın kemüğüne kemüğüne vuruyorum tüm korkmaların, gecenin en derinliğinde.
    Gece mi? Neden gece?
    Gündüzler çuvala mı girdi?
    Çuvala adalet girdi, ağzını da sıkıca kapadılar.
    Hak peşinde yalın ayak koşanların gündüzü mü kaldı!?
    Güneşini barikatlarla çevirdiler adalete yürüyenlerin.

    Yahu sen ne anlatıyorsun, ne ilgisi var bu dediklerinin kitapla?
    Var.
    Baştan sona itirazı olan bir kitap bu, ey okuyucu!
    Neymiş var olan itirazları?

    1) Kendileri kuş tüyü yastıklarda uyusunlar diye garibanı birbirine kırdıranların dünyasına itirazı var.

    2) Afrika çöllerinde teni kara, yüreği ak, gözleri çakır masumların sömürüldüğü dünyaya itirazı var.

    3) Düşünme! Biz senin yerine düşünürüz. Sana emredileni yap. Bize aklın gerekmez. Çünkü sen bir robotsun. Yoksa bir itirazın mı var? Hayır efendimiz benim yok ama bu kitabın var.

    4) Kutsal topraklarda hangimiz daha kutsalız diye aralarında cenk eden milyar dolarlık prensciklerin dünyasına itirazı var.

    5) İntihar ettiğinde cebinden altı lirası çıkan atanamayan öğretmenin komşusunun milyon milyon rüşvet dağıttığı dünyaya itirazı var.

    Herkesin kitaptan çıkardığı itirazı kendine maddeleri çoğaltabilirsiniz.

    Eşkiyalar, düzenlerini korumak için bunca çaba harcarken peki ya biz ne yapıyoruz?
    Sormuyoruz katlandığımız şeylerin nedenini, niçinini.
    Ancak ve ancak birbirimizden nefret etmekle yetiniyoruz.
    Var olma nedenimizi düşünmüyoruz.
    Doğru ya aldılar elimizden düşünme kabiliyetimizi.
    Kaderinize razı olun mukadderat dediler.
    Allah'ın hikmetinden sual olunmaz dediler.

    "Ve böylelikle umut etme kabiliyetimizi aldılar elimizden. Ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birilerine gidiyordur bizden çaldıkları umut."
    Ve son olarak cesaretimizi çaldılar. Biliyorlardı korkunun tedavisinin olmayacağını.
    Ve geberttiler bizi. Unuttuk biz de bizi kimin geberttiğini.
    Ve yenildik.
    Vesselâm.
  • 531 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Baş ucu kitabı olarak kendime bunu seçtim. Bu kitapla tanışan sayılı kişilerden olmak mutluluğuna eriştim. Yeraltı edebiyatına bu kitap sayesinde büyük ilgi duymaya başladım ve her ne kadar hayatın gerçeklerini ve getirdiği acıları gözler önüne serse de mutlu olmak için açık bir sürü kapı görüyorum. kinyasın dediği gibi; burada(yaşamda) her şey var...
  • 247 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Çelik Mağaralar, VAKIF serisiyle ünlü yazarın güzel eserlerinden birisi. Burada da birçok tahlil ve geleceğe ışık tutan bir olay inciri içerisindeyiz. Bahsettiğimiz VAKIF serisinin yanında 4 kitaplık bir robot serisi de mevcut. Bu ilk kitap ayrıca ‘Ölü Gezegen’ adıyla da bilinmekte olup diğerleri de sırasıyla: Güneşin Tanrıları, Şafağın Robotları ve Kurtarıcı olarak belirtilir.
    Bilimkurgu eserleri için yazarın oldukça desteklediğim bir yönünü de belirtmeden edemeyeceğim. Hatta sözünü olduğu gibi aktarmayı uygun buluyorum. Asimov’a göre bilimkurguyu anlayamayan insanlar arasında onu aşk, macera, kovboy, gizem, spor gibi edebiyatın belli alanlarına yoğunlaşmış türlerinden bir diğeri olarak görmek gibi bir eğilim vardır. Fakat bilimkurguyu özümsemiş insanlara göre ise; bilimkurgu insanların hayatlarındaki bilimsel değişimlere verdiği edebi tepkidir ve bu tepki insanoğlunun bütün tecrübelerine uygulanabilir. Bu sebeple bilimkurgu insanla alakalı- her şeyi içerir.
    Üstelik bu kitapların güzel bir yanını da söyleyeyim. Özellikle Polisiye aşıkları için çok farklı bir tür. Hem bilim kurgu hem de polisiye ve bu alanın da ilklerinden birisi. Uzaycı bir bilim adamı olan Dr. Sorton (yanlış hatırlamıyorsam adı buydu) öldürülür. Elijah Baley bunu aydınlatmak adına görevlidir. Yanına da robot Daneel Olivaw verilir. C/FE toplumu ve insan ve uzaylının birlikte çalışmasını içeren kitap apayrı bir yer edindi bende diyebilirim.
    Neyse çok uzatmayalım bugün dinlenmeye geçiyorum. Kendi kitap okuma rekorumu kıramayacağım için üzgünüm. Bol keyifli okumalar, mutlu pazarlar dilerim..
  • Bazı mektuplarını hâlâ saklıyorum. Size memnuniyetle gösteririm. Onları okudum, ama annemin intihar edeceği hiç aklıma gelmedi. Çünkü onun o kadar çok acı sakladığını hiç düşünmemiştim. İntihar edene kadar, onun bu dünyaya veda etmek istediğini hiç fark etmedim. Ama beni asıl şaşırtan, annemin kendi canını alacak cesareti göstermesiydi.
    Natsuo Kirino
    Sayfa 55 - İthaki Yayınları
  • 184 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Sadece yazık olmuş diyorum. Gerçekten yazık olmuş. Böyle muhteşem bir kitabın yarım kalmasına bir kitapsever olarak üzülmemek elde değil. Eğer yazar intihar etmeyip de kitabını tamamlayabilseydi, bana göre Clarissa, Dünya Edebiyat tarihinin savaş karşıtı eserlerinin en büyüğü ve en önemlisi olurdu.

    Başta da söylediğim gibi Stefan Zweig'in intiharı sebebiyle yarım kalmış bu roman da, yazar bize savaşın insanlara verdiği acıları, değiştirdiği veya yok ettiği hayatları, ortadan kaldırdığı mutlulukları, kişilerin değişen veya değiştirmek zorunda oldukları ruh hallerini, kısaca bir savaşın tüm olumsuzluklarını anlatmaya çalışıyor. Ama kitap yarım kaldığı için maalesef ki tüm anlatmak istediklerini alamıyoruz.

    Kitap, başlangıçta yaklaşık ilk yüz sayfada Clarissa'nın ve ailesinin tanıtımını yaptıktan sonra esas konu olan Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla tamamen farklılaşıyor ve dramların anlatımı başlıyor. Ama maalesef ki yaklaşık elli sayfalık bölüm henüz geçmişken sanırım yazarın intiharı geliyor ve bundan sonra roman, yayıncı tarafından adeta apar topar tamamlanarak baskısı yapılıyor.

    Sanırım yazar bu kitabı yüzlerce sayfa olarak planlamıştı fakat ömrü vefa etmedi. Edebiyat dünyası da bu sebeple büyük bir eserden mahrum kaldı.

    Peki kitap okunmalı mı? Kesinlikle ve mutlaka okunmalı. Yazılan bölümler bile, savaşın kötülükleri ve savaş döneminde yaşanabilecekler hakkında bize bir çok mesaj vermektedir.

    Her zaman söylüyorum Zweig okumak benim için çok farklı, ayrıcalıklı ve büyük keyif alarak yaptığım bir şeydir. Bu kitabını da büyük beğeniyle okudum. Ama itiraf etmeliyim ki, kitap bittiğinde büyük bir okuma açlığı hissettim. Keşke, keşke devam edebilseydi diye çok üzüldüm.

    Ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
  • İnsan kendi kusurlarına katlanmak zorundadır, her an için, ama iki kişilik bir kusura katlanmak zorunda değildir. Gözler yerinden çıkarılıp atılmak için, kalp de bunun için değil mi? Hem bu o kadar da kötü değil, abartı ve yalan bu, her şey abartı; sadece özlem gerçek, abartılamayan gerçek. Ama özlemin gerçekliği de o kadar kendine ait bir gerçeklik değil, daha ziyade, geri kalan her şeyin yalan olduğunun ifadesi. Kulağa saçma geliyor, ama öyle.
    Sevgi de belki, sana "en sevdiğim" olduğunu söylemem değil de senin, içimi deştiğim bir bıçak olmandır.
    Bir de, sen kendin söylüyorsun "Sevmeye güçleri yok" diye; bu "insan"la "hayvan"ı ayırt etmek için yeterli değil mi?
    Franz Kafka
    Sayfa 313 - Timaş Yayınları
  • 430 syf.
    Bu kitap mükemmeldi. Afganistanda rejim zamanı çekilen zorluklar anlatılıyor ve ben bu yazarın üslubunu çok beğeniyorum. Hem yoğun hemde bir o kadar akıcı. Afganistanda gerek kadınların gerek çocukların hikâyeleri anlatılıyor ve okunması gereken kitaplardan biri...
  • 382 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Tanpınar adı anıldığında yıllarca Huzur romanı akla gelirdi evvela. Son zamanlarda memnuniyetle müşahede ediyorum ki Saatleri Ayarlama Enstitüsü Huzur'un önüne geçmiş. Bu aslında genel olarakTürk okurunun olgunlaşmasının da bir işareti. Çünkü Huzur her ne kadar ​iyi bir roman olsa da Saatleri Ayarlama Enstitüsü çok daha üstün bir eser.
Üniversite Mezun
Antalya
Kütahya, 17 Şubat 1992
249 okur puanı
21 Oca 2016 tarihinde katıldı.

İkinizin de okuduğu 2 kitap

  • Denemeler
  • Bir Geyşanın Anıları
2019
34/50
68%
34 kitap
11.854 sayfa
1 inceleme
10 günde 1 kitap okumalı.

Şu anda okuduğu kitap

  • Kralların Çarpışması Kısım 2

Okuduğu kitaplar 609 kitap

  • Kralların Çarpışması Kısım 1
  • Taht Oyunları
  • Müzikhol
  • Dokudünya
  • Yüce Tanrı Pan
  • Melezler
  • Deliliğin Dağlarında
  • Cthulhu'nun Çağrısı
  • Nantucketli Arthur Gordon Pym’in Hikayesi
  • İlyada

Okuyacağı kitaplar 204 kitap

  • Sahipler
  • Açık Deniz Kenarında
  • Şeytan'ın Günlüğü
  • Kızıl Kahkaha
  • Cranford
  • Diri Diri Yanmak
  • Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
  • Karakalem
  • Kuş Kadın
  • Sirk Müdürünün Kızı

Kütüphanesindekiler 333 kitap

  • Kralların Çarpışması Kısım 2
  • Kralların Çarpışması Kısım 1
  • Taht Oyunları
  • Sahipler
  • Müzikhol
  • Şibumi
  • Dokudünya
  • Yüce Tanrı Pan
  • Melezler
  • Deliliğin Dağlarında

Beğendiği kitaplar 543 kitap

  • Kralların Çarpışması Kısım 2
  • Kralların Çarpışması Kısım 1
  • Taht Oyunları
  • Sahipler
  • Uğultulu Tepeler
  • Müzikhol
  • Dokudünya
  • Yüce Tanrı Pan
  • Melezler
  • Deliliğin Dağlarında

Beğendiği yazarlar 116 kitap

  • George Eliot
  • Aslı Tohumcu
  • Louis Sachar
  • A. Mümtaz İdil
  • Oğuzhan Uğur
  • Nermin Yıldırım
  • Richard K. Morgan
  • Edgar Allan Poe
  • Andrzej Sapkowski
  • Gene Deweese