Boş kaldığım bir zamanda tekrar okuma hevesiyle elime aldım bir zamanlar beni etkileyen bu kitabı. Ancak daha önce beni neden bu kadar etkilemiş de sevmişsem bu defa o kadar az buldum bu etkiyi ve okuma sürem uzadıkça uzadı. Kapanışta Natalie’nin mektubundaki “…oysa bende hayaletlerle çarpışacak göz yok,” ifadesi kitabın özeti gibi geldi ve sonunda mantıklı biri diye bir iç çektim. Kontesin kendince erdem diye niteledikleri özellikleriyle Felix’i sürekli etrafında bulundurup kızı Madeleine için onu yetiştirmek istediğini söyleyip de sürekli kendi hayatındaki sıkıntıları genç bir adam olan Felix’le masumane şekilde paylaşması kısmında sorun yok gibi gözükürken, Felix’in başka bir kadınla ilişkisi olduğunu öğrendikten sonra takındığı tutum, davranışlarındaki ani değişimler ve buna rağmen hala “-Peki ya benim Madeleine’im ne olacak?” diye sorarken bile kendi aşkını yansıtması hiçbir erdemle bağdaşmıyor. Vedalaşma niteliğinde yaptığı uzun uzun nasihatlere başka kim olsa sanırım Lady Dudley gibi tepki verirdi:) ve aşkından ölürken bile yaşananlara rağmen hala Felix’e kızının yanında olmasını isteyecek bir mektup yazması kabul edilebilir türden olmadığını düşünüyorum.
Hayatımın başka bir evresinde tekrar okur muyum bilemiyorum ama şimdilik bu şekilde fikir belirtmek gerekli gibi geldi bana.