Eğer yaşamlarımız bir kefesinde aklın ve diğer kefesinde arzuların bulunduğu, daima dengede duran bir terazi olmasaydı;doğamızın ilkelliği, öz suyu bize sayısız budalalık yaptırırdır. Fakat kabaran duygularımızı, hayvanı dürtülerimizi, gem vurulmamış ihtiraslarımızı dizginlemek için mantığımız var.
Nihayetinde, aşk da şehvetin çocuğudur.