Bir grubun içinde olup da ona ait hissetmemek… Cesaret gerektiren bir görevde ürkek kalmak… Sıradanlığın içinde kaybolup gitmek… Dino Buzzati’nin Dağların Adamı Barnabo romanı, tam olarak bu varoluş sancısını yalın ama derin bir dille işliyor.
Romanın ana karakteri Barnabo, alışılmış anlamda bir kahraman değil; hatta tam tersi. Onun hikâyesi, cesaretin, aidiyetin ve içsel çatışmanın farklı bir yüzünü gösteriyor. Orman bekçiliği gibi güç ve cesaret gerektiren bir meslek yapmasına rağmen içindeki korkaklık, onun kimliğini ve kaderini belirliyor. Ancak Buzzati, Barnabo’yu yargılamıyor, onu romantize etmiyor da… Aksine, sıradan bir insanın korkularını, hayal kırıklıklarını ve varoluş çabasını tüm doğallığıyla gözler önüne seriyor.