Sen sen ol herşeyi bilme evlat. Çünkü herşeyi bilince, hiçbirşey seni heyecanlandirmaz. Heyecan olmazsa da hayattan tat alınmaz. Bilmediklerimizdir heyecanımızı diri tutan.
Yaşlılar, geçmişi değil yakın zamanı unutur şair efendi. Yakın zamanı unutma sebebi de unutkanliktan değil, gençliğe olan ozlemdendir. Ve unutma zamanla herşey unutulmuyor, hatırlanma tekrarı azalıyor sadece.
Bazen geride bıraktığını sanıyorsun herşeyi. Aslında bırakıyorsun da. Ama kalbinin ve beyninin geride bıraktığını bedenin geri çağırıyor bazen. Çağrıların en kanlisiyla hem de..
Insan yarasi varsa insandır. Sana yaranı yok say demiyorum. Yara senin yaran onunla yüzleş, onu benimse, sev. Bazen kendi yaranı bazen de başkalarının yarasını taşıyacaksın. Belki seninkiler iyileştikce onların ki kanayacak. Kaninda aşk taşıyanın yarasi cabuk iyileşmez.
"Şunu bir kez daha anlıyorum ki aşk yeni birşey öğretmiyor. Bilinenin üzerinden tekrar geçiyor ama sonuç hep başka çıkıyor. Sonrasında karşına çıkan insanları tedirgin seviyorsun. Hep yanlış insanlara ağlayınca doğrusunda da rahat gülemiyorsun"
Ben bu cümledeki ruh haliyle sana gelmiştim. Tedirgin ve ürkek. Doğru insani bulunca insan daha rahat ve daha içten gülebiliyormus aslında. Bunu sende yaşadığım için sana binlerce kez müteşekkirim sevdiğim. Senden sonra bir doğrum daha olmayacak.