Şüphesiz Dostoyevski benim en sevdiğim yazar. Ve benim için özel bir yazar. Kitaplarına ilk başta uzun uzun inceleme yazma isteğim çok fazlayken şu an bu istek giderek azalıyor. Bende oluşturduğu tarifsiz etkiyi kendime bile açıklayamazken buraya yazmak bir iş gibi geliyor. Kitabın son satırlarındaki şu ifade yetiyorda artıyor. " Ben kendi hayatımda , sizin cesaret edemeyip yarıda bıraktığınız şeyleri sonuna kadar götürdüm, o kadar; üstelik siz tabansızlığınıza sağduyu diyor, böylece kendi kendinizi aldatarak avunuyorsunuz." Bastırdığımız, kaçtığımız yeraltımızın, yüzümüze çarpılışı gibi...
Dipnot: Kitabı 3. okuyuşum. Bu okumadan önce Zeki Demirkubuz'un " Yeraltı" filmini izlememden kaynaklı olacak ki karakter kafamda sürekli Engin Günaydın'mış gibi canlandı...:/