Ne çok dikeni vardı ahlat ağacınn Tanrım
Ulaşılmazdı,
Sen sarılmak istesen ona,
O sana sarılmazdı.
Ne çok dikenin vardı Tanrım!
Ne çok isterdim,
Sana sarılamazdım.
Ve şöyle derdim o zaman:
Ah!
Hasret kaldığım
Hasretinden toprak olduğum
Çok kıymetli eşim
Zeynep hanım seni sever selam ederim
Her iki kara kaş gözlerden
Seve seve
bir deste gül gibi
Altından kıymetli baldan tatlı yüzden
Yumuşak ve hiç incitmeden öperim .
Demişti ,karısı için .