Biz gerçeklerde kavrulduk; farkları tüccarlar, mecburiyetleri de kasaplar gibi biliyoruz. Biz artık o eski tasasızlar değiliz; biz şimdi müthiş vurdumduymaz olduk. Ölmeyeceğiz ama yaşayacak mıyız?
Albert, bu duyguyu söz haline sokuyor: “Harb hepimizin canına okudu, biz hiçbir şeye yaramayız artık.”
Albert haklı. Biz genç değiliz artık. Biz dünyayı fethetmek istemiyoruz artık. Kaçağız biz. Kendimizden kaçıyoruz. Hayatımızdan. On sekiz yaşında idik; dünyayı, hayatı sevmeye başlamıştık, sevdiğimiz bu şeylere kurşun sıkmak zorunda kaldık. Patlayan ilk mermiler kalbimize saplandı. Çalışma, çaba, ilerleme kapıları kapandı bize. Biz bunlara artık inanmıyoruz, biz harbe inanıyoruz.
Sen ne Sezar'dın, ne Napolyon' dun... Bir karış toprak zapt etmedin. Bir damla kan akıtmadın. Fakat vatanımıza binlerce, yeni, sağlam, güçlü ve çalışkan eller kazandırdın.