Basit ve yüzeysel yolda giderken okuyup bitireceğiniz bir kitap. Bu kitabı okuduğunuzda derinlemesine bir içerik göremeyeceksiniz. Diğer aforizma kitaplarının aksine dar çerçeveli ve yetersiz. Dayınızın sözleri kıymetli olmayabilir ama dayınız Kierkegaard ise her sözü kıymetli atfedilebilir. Bu anlamda yazarın diğer kitaplarına kıyaslarsak hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Yine de boş vaktinizde okuyabilirsiniz. Kitap Danca aslından çeviri yapılmış az sayfa büyük puntolarla yazılmış ve kitap bilakis yazar tarafından kalene alınmayıp bir eserinin önsözünden derlenmiştir.
Sanki bir kutsal kitap okuyormuş gibi bir anlatım ve yazılış biçimine sahip olan eserin bazı cümleleri ezberlenecek ve defaatle tekratlanacak kadar güzeller. Bir çok dinî, felsefî unsurun iç içe geçtiği eser modern dünyanın bunalımındaki insan için minik bir kapı aralayabilir. Pozitivistlerin ruhu ve duyguları öldüren tutumlarına, varoluşçuların ağır felsefe haline getirdikleri aslî insan özüne dair samimi ve içten söylenmiş, hitabı insanın en derin bölgelerine nüfus eden bir üslupta aktarılmıştır.
Felsefenin Doğası felsefeye giriş mahiyetinde bir eser olup, felsefî bir manifesto havasında yazılmıştır. Ömer Mahir Alper hiç bir dipnot vermediği bu eserinde kendi açısından felsefenin çizilemez sınırlarını, sonu olmayan derinliğini ve hakikat ile doğrudan ilişkisini göstermeye çalışmıştır. Velüd bir yazar olan Ömer Mahir Alper'in diğer eserleri hakkında bir merak sahibi oluyoruz. Fakat aynı zamanda bir felsefî klasik okurmuş gibi bir hisse kapılıyoruz. Felsefeye merakı olan herkes bu eseri mutlaka okumalıdır.
Dostoyevski'nin varoluşçuluk ile ilişkisini görebileceğiniz muazzam bir eser. Kendisini ve çevresini ben çerçevesinden yalın ve bütün hissettirdikleriyle ele alan eser bir düşünce kitabı gibi başlıyor. Fakat sonrasında bir olay örgüsü ile karşılaşıyoruz. Dostoyevski'nin hayatından bir nevi itiraflar da içeren eser, idam edilmekten kıl payı dönmüş yazarın belki de en felsefefik karakterdeki eseri olarak göze çarpmaktadır. İyi okumalar.