Size acıyacağımı falan mı sandınız? Emri vereceğim sonra kenarda bekleyeceğim. Bunu kaldırabilir misiniz? Yok canım, nerede! Herhalde gidip emri yerine getirir, sonra da sizi cinayet işlemeye yollamaya cüret ettiğim için gelip beni öldürürdünüz.
Orada başka birinin kanı vardı. Başka birinin bedeni, beyni ve hafızası da olsaydı keşke. Keşke Mildred'ın zihnini alıp kuru temizlemeciye götürebilseler ve ceplerini boşalup, buharlayıp, temizleyip, tekrar toparlayıp sabahleyin geri getirebilselerdi. Keşke...
Montag başını iki yana salladı. Boş bir duvara baktı. Kızın yüzü oradaydı, bellekte gerçekten çok güzeldi: Hatta hayret verici ölçüde güzeldi. Yüzü incecikti, bir gece yarısı karanlık bir odada küçük bir saatin hayal meyal görülen kolu gibiydi.. hani uyanıp da saate bakmak istersiniz ve saatin size vakti dakikasına ve saniyesine dek söylediğini görürsünüz, be yaz bir sessizlik içinde parlamaktadır, tamamen kendinden emindir ve ilerideki karanlıklara, ama aynı zamanda yeni bir güneşe doğru da hızla ilerleyen gece hakkında ne söylemesi gerektiğini bilir.
Kadına daha dikkatli baktığında, bakışlarında merhamet yıldızının parladığını fark etti. Bedensel acılarının arasında, üzüntünün anlamının merhametin lütfunda yattığını anladı. Kadına gülümsedi ve acısını unuttu.