Dağcılıktan, asıl gaye zirveye ulaşmakmış gibi bahsedilir hep. Oysa siz yükseldikçe dünya da gittikçe büyür ve siz kendinizi onunla oranlayarak, gittikçe daha küçük hissedersiniz. Etrafınızdaki alanın genişliği sizi büyüler ve özgürleştirir. Gezilecek çok yer, çözülecek pek çok gizem vardır.
Bazen eski bir fotoğraf, eski bir arkadaş ya da eski bir mektup, bize bir zamanlar olduğumuz o kişinin bambaşka bir yere gittiğini hatırlatır. Bunu seçen, şunu yazan o insan artık yoktur. Farkına bile varılmadan büyük mesafeler alınmıştır.
Bazıları, özlemini çektikleri şeylerin alışkanlıktan ibaret olduğunu fark edince eve gitmeyi arzulamaktan vazgeçerler ve zaten bir süredir evde olduklarını anlamakta gecikmezler.
Bu insanlar hayatımızdan silindiklerinde
ortak adetlerimiz, birbirimize sunduğumuz şükran, sadece onların anlayabilecekleri o küçük anekdotlar, deyişler, espriler de silinip gider. Tüm bunlar öfkeyle kapatılmış ya da yakılmış bir kitaba dönüşür.