Ekonomiler çökerken, ülkeler savaşa girerken fiyatların neden patladığını ve bu kaosu anlamak istiyorsanız, bu kitabı okumak yeterli.
Şu anki krizin temelinde, neredeyse herkesin sadece para odaklı hareket etmesi var. Güç ve dengenin tamamen paraya bağlı olduğuna inanılıyor. Bu da insanları yalnızlaştırdı, bencilleştirdi, ahlaki ve toplumsal çöküşü hızlandırdı. Çevrenizde hemen örneklerini şuan düşünün mesela. Eşiniz, çocuklarınız, anne babanız ya da en yakın arkadaşlarınız dahil bir çok sıkıntılı durumlarını fark etmişsinizdir. İntihar ve boşanmalar hatta cinayetler bile önemli ölçüde bu sistemden etkileniyor.
Artık durum, paran yoksa sözün yok, paran varsa da yok. Çünkü bu sistem ultra zengin olmayan herkesi ezecek. Şirketlerin ülkelerden güçlü olduğu, dünyayı milyarderlerin yönettiği bir düzene doğru gidiyoruz.
Bir hissede gerçek talep oluştuğunda bunu ilk anlayanlar genelde içeridekilerdir. Şirket yöneticileri düşüşte kendi hisselerini toplamaya başlıyorsa, fiyatın görünenden güçlü olduğunu fark etmişlerdir. Piyasa genel düşüş beklerken bazı hisselerin yükselmeye devam etmesi tesadüf değil, arz talep dengesinin değiştiğinin işaretidir.
Asıl hata, beklentiye göre pozisyon almak ya da “ben olsam ne yapardım” diye düşünmektir. Borsada önemli olan başkalarının ne yapması gerektiği değil, fiyatın ve hareketin gerçekte ne söylediğidir. Gerçekler değiştiğinde pozisyonu da buna göre değiştirebilenler ayakta kalır.
Gazeteler “ekonomik durgunluk kapıda” derken, dergiler “hisse senetleri öldü” manşeti atarken endeksler diplerdeydi. 15–20 yıl sonra aynı piyasa 8 katına çıkmıştı.
Piyasalar hep bir uçtan diğerine savrulur. Yükselirken herkes geç kalır, düşerken herkes vazgeçer. Oysa kazanç, manşetlere değil, fiyatlara bakabilenlerin olur.
“Bir şey öldü” denildiğinde çoğu zaman en iyi fırsatlar doğar. Ama bunu görmek kolay değildir. Çalışmayı, sabrı ve bağımsız düşünmeyi gerektirir.
Çeşitlendirme çoğu yatırımcıya sıkıcı gelir. Çünkü aynı anda her şeyin kazanmasını isteriz. Oysa iyi bir portföyün doğasında, bazı varlıkların geri kalması vardır. Amaç her pozisyonun aynı anda parlaması değil, toplam riskin kontrol edilmesidir.
Piyasa her zaman düz gitmez. Aynı anda kazandıran her şey, aynı anda kaybettirebilir de. Bu yüzden bağımsız ve negatif korelasyonlu varlıklar, portföyün dalgalanmasını azaltır ve yatırımcıyı oyunda tutar.
Bazen bir varlık sınıfı tamamen gözden düşer ve tam da bu yüzden en cazip fırsata dönüşür. Ucuzluk tek başına yeterli değildir. Ama sabır ve risk yönetimiyle birleştiğinde, karşıt yatırımın en güçlü silahı olur.