İlknur

İlknur
@Ilknur0_0
“..kalb, ebedü’l-âbâda müteveccih açılmış bir penceredir.”
Uzman Psikolojik Danışman
YL
1993
132 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Tanıdık bir diş hekimi şöyle söylemişti: “Çocuklarda dişlerin yamuk yumuk çıkması ve hemen herkesin tel takmak mecburiyetinde kalmasının en büyük sebebi, işlenmiş gıdalardır. İnsan yaradılış itibarıyla sert gıdaları çiğnemelidir. Esmer köy ekmeğini yiyen bir çocuğun dişleri bozulmaz. Ama yumuşacık beyaz ekmek, dişleri çarpıklaştırır." Bu durumda düşünce çarpıklığının temel sebebi, hazmı kolay olsun diye parçalanmış bilgi ve düşünceler olabilir mi acaba? Çünkü düşünce dünyamızda resmen kırıntılarla besleniyoruz.
1000Kitap
Birileri insanların fikirlerini alıp eziyor. Sonra kuşlara yem atar gibi ufak parçaları ortalığa saçıp kenara çekiliyor. Ve yaratılış olarak varoluş gibi büyük düşüncelere maruz kalması gereken zihinler, işlenmiş fikir kırıntılarıyla beslenince düşünceler de tıpkı dişler gibi çarpıklaşıyor. Bu arada düşünceler parçalandıkça, dilde de büyük bir kelime zayiatı yaşanıyor. Dil zayıfladıkça, düşünce zafiyet geçiriyor. Ve bütün âlemi içine sığdırabilecek kapasitede yaratılmış zihinler, modern zamanların daracık dil hücrelerinde resmen tutsak hayatı yaşıyor.
Reklam
İman edip sâlih ameller işleyenlere gelince, onlar cennet yârânıdırlar, onlar da orada ebedî kalacaklardır. Bakara Suresi 82. Ayet
Kurban Bayramı
İnsan bir ni'mete veya bir lezzete mazhar olduğu zaman, en evvel fikrini bozan ve insana vesvese veren, o ni'metin veya o lezzetin devam edip etmeyeceği düşüncesidir. Bu vesveseli düşünceye mahal (yer) kalmamak üzere, Kur'ân-ı Kerîm bu cümle ile onların ezvâcıyla (eşleriyle), lezâiziyle (lezzetleriyle) berâber Cennette ale'd-devam (devamlı) kalacaklarını tebşîr etmekle (müjdelemekle), o kederli düşünceden kurtarmıştır." (İşârâtü'l-İ'câz, 200)
Sinek kanadından tut, tâ semâvât kandillerine kadar öyle bir nizam var ki; akıl onun karşısında hayretinden ve istihsânından "Sübhanallah, Mâşâallah, Bârekâllah" der, secde eder. Eğer zerre miktar şerike yer bulunsa idi, müdahalesi olsa idi, ​لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلاَّ اللّٰهُ لَفَسَدَتَا âyet-i kerîmesinin delâletiyle, nizam bozulacaktı, sûret değişecekti, fesadın âsârı görünecekti.
Din
"Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harap olup giderdi." Enbiyâ Sûresi, 21:22.
Geçen Leyle-i Kadrinizi ve gelen bayramınızı bütün mevcudiyetimle tebrik ve sizleri Cenab-ı Erhamü'r-Râhimîn'in birliğine ve rahmetine emanet ediyorum. ​مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ sırrıyla sizi teselliye muhtaç görmemekle beraber, derim ki: ​وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ âyetinin mana-yı işarîsiyle verdiği teselliyi tamamıyla gördüm.
- Kadere imân eden kederden kurtulur. -"Rabbinin hükmü gelinceye kadar sabret. Muhakkak Sen bizim himâyemiz altındasın." Tûr Sûresi, 52:48.
Halbuki insan, müstakbelin korkusuna, mâzinin hüznüne giriftardır. Bu ikisi insanı pek ciddî düşündürür. İnsanın başını mütemâdiyen döver. İnsanı bu havf ve hüzünden kurtaracak ancak bir tek medetkâr var, o da Kur'ân-ı Azîmüşşân'dır ki, ilân eder; اَلآَ اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَهُمْ يَحْزَنُونَ der, beşaret verir."
Din
"Bilin ki, Allah'ın dostları için ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar." Yûnus Sûresi, 10:62.