Öldürülmeyip hayatta kalabilirsek, bu kez de ölesiye çalışmak zorunda kalıyoruz.
Evimize, işimize, sorumluluğunu tek başımıza taşıdığımız hayatlara yetişmeye çalışıyoruz.
Varlıklarıyla yoklukları bir olanların gölge etmemesi bile bazen en büyük şansımız sayılıyor.
Ne bir katkı ne bir destek bekliyoruz.
Biz sadece yaşam mücadelesi veriyoruz.
Köstek olunmadığında bunu zafer sayanlardanız.
Ama nedense giyimimiz, makyajımız, kahkahamız herkese dert oluyor.
Sokağa hangi saatte çıkacağımız, kimlerle görüşeceğimiz, nasıl konuşacağımız, hangi ses tonuyla güleceğimiz bile başkaları tarafından belirlenmek isteniyor.
Oysa biz kalıplara sığmak için yaşamıyoruz.
Kendiliğinden eceliyle ölmeyi bile bir şans saymak zorunda bırakılan kadınlarız.
Biz; insani muamele için mücadele eden,
haysiyetin yalnızca “namus” kelimesine indirgenemeyeceğini bilen,
aklını ve vicdanını özgürce kullanan aydın kadınlarız.
Önce bulunduğumuz yerde,
sonra sesimizin ulaşabildiği her yerde
bunları anlatmaya devam edeceğiz.
Çünkü eşitlik bir lütuf değil, haktır.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.