"Gölgeye savaş açanlar çok iyi bilir ki ikindi güneşinin yanıltıcı ışığı altında tüm gölgeler olduğundan daha büyük ve korkutucudur." Bu büyüme, gölgenin kendi kudretinden değil; ışığın geliş açısındandır. İşte hiçbir şey olan Ağa da tam olarak böyle bir vakitte belirir. Kendi varlığıyla değil, zamanın eğik ışığıyla uzar. Toplumun korkusu arttıkça, hakikatin ışığı alçaldıkça, onun silueti taşar; meydanlara sığmaz olur. Aslında bu Ağa'nın yükselişinden ziyade toplumun çöküşüdür. Herkesin aynı taraftan baktığı ağaya, toplumu karşısına alıp bakış açısını değiştirebilmek cesaretini gösteren Musa, çokluğun değil kalbinin sesini dinlemiş; toplumun iki yüzlülüğünü gözler önüne sermiştir.Tüm bu çürümüşlüğü şiirsel bir üslupla ele alan yazar, başarılı betimlemelerle de kitabı taçlandırmıştır. Köy yaşantısı ve köyde kullanılan, özünü kaybetmemiş kelimeler sayesinde kitabın dilinin zenginliği artmış; diyaloglar ise yavanlığa düşmeden okuru metnin içinde diri tutan bir akışla ilerlemiştir.