Üstâd Mustafa Sibâi, davetçi/ulemayı bahara benzetmiştir. Şöyle der: "Geçmişte davetçi/ulema, bahar gibi insanlara haz verirdi. Hastalar onları görünce iyileşirler, fakirler onlarla teselli bulurlardı."
Musa (a.s.), Firavun'dan kaçıp Medyen kentine yapayalnız , garip, korku içinde, aç ve susuz olarak sığındığı zaman şöyle demişti: "Ya Rabb! Yapayalnızım, hastayım ve yabancıyım." Ona şöyle seslenilmişti: "Ey Musa, yalnız kimse, benim gibi bir arkadaşı olmayana denir. Hasta ise doktoru olmayan kimsedir. Garip de benimle arasında ilişki bulunmayan kimsedir."
"Minnet Allah'adır." yazmaktadır. Bu yazıyla Selçuklular, yaptırmış oldukları bir kervansarayda insanları ağırlarken; kendilerinden ziyade Allah'a minnet edilmesi gerektiğini hatırlatmaktadırlar.