İpek

İpek
@Ippeks
Gözyaşı ile yıkanan yüzden daha temiz bir yüz olamaz.
Uzaklara gitme isteği
Bazen hiçbir şey olmuyor aslında. Kimse kırmıyor seni, büyük bir kavga da çıkmıyor. Ama yine de gitmek istiyorsun. Otobüse binip son durağa kadar gitmek, kimsenin seni tanımadığı bir sokakta yürümek istiyorsun. Çünkü aynı yerlere bakmaktan sıkılıyorsun. Ben bazen uzaklara gitmek istemiyorum aslında. Sadece biraz kaybolmak istiyorum. Kendi içimde kaybolmak istiyorum mesela. Bir yolu bulmaya çalışırken, birisini bulmaya çalışırken, gözlerim bağlı yürümek istiyorum bazen boş bir odada. Ben hayatı bulmak istiyorum. Hayatı bulmadıktan sonra yürümenin uzaklara gitmenin bir manası yok ki. Kimsenin “neyin var?” diye sormadığı, ama herkesin de beni anladığı bir yere gitmek istiyorum bazen. Hava serin hatta belki yağmurlu ama bende o yağmurdan korunma isteği yok, uzaklardan en sevdiğim şarkıyı duyarım o an her şey benim Hayat bir süreliğine benden bir şey beklemesin istiyorum. İnsan bazen bulunduğu şehirden değil de, kendi kafasının içinden kaçmak istiyor. Çünkü aynı düşünceler her gün aynı yerlere çarpıyor. Ve bir noktadan sonra insanın içinde tarif edemediği bir uzaklık hissi oluşuyor. Belki de bu yüzden bazı yollar bu kadar güzel geliyor gözüme. Çünkü hiçbir yol sadece bir yere çıkmıyor. Bazıları insanı kendine götürüyor.
Duygu ve Düşünce
20.05.26
"Gözyaşı ile yıkanan yüzden daha temiz bir yüz olamaz." - William Shakespeare
Ben aşk istiyorum. Ama bu aşk, çıkar ilişkisi değil. Ben sevmek istiyorum, sevilmek istiyorum. Mesela benimle beraber iki saat otursun ve gerçekten derin bir konu hakkında uzun uzun konuşmak istiyorum. Ben anlaşılmak ve anlamak istiyorum. Farkındaysan sadece karşı taraf yapsın istemiyorum bende istiyorum, öyle birisi olsun ki konuşmadan anlaşalım kavga etmeden barışalım. Öyle birisi olsun ki beraber müze gezelim. Öyle birisi olsun ki aynı tarzda şarkılar dinleyelim hatta birbirimizin yaralarını sarıp birbirimize destek olalım. Ben artık saygı istiyorum. Yaşıtlarımın birbirleriyle gönül eğlendirmesi gibi bir ilişki değil ben bana benzeyen birisiyle bir ömür istiyorum.
Otobüs camından dışarıyı izleme meselesi
Otobüs camından dışarı bakmayı seviyorum ben. Sadece dışarıyı izlemek değil bu, başka hayatlara kısa süreliğine karışmak gibi. Bir evin ışığı yanıyor mesela, düşünüyorum, içeride kim var? Sofrada ne konuşuluyor? Bir anne kızının saçını mı topluyor yoksa biri sessizce odasında ağlıyor mu? Kırmızı ışıkta durunca herkesin hayatı birkaç saniyeliğine önümden geçiyor. Kulaklığımda bir şarkı oluyor genelde. O an dünyanın geri kalanı bulanıklaşıyor da sadece hisler net kalıyor. Camda kendi yansımamı görüyorum bazen. Yüzüm sakin duruyor ama içimde aynı anda yüzlerce düşünce konuşuyor. Bazı insanlar vardır, sadece bir saniye görürsün ama hikâyesini merak edersin. Karşı kaldırımda sigara içen çocuk mesela… Kimi bekliyor? Ya da otobüse son anda yetişen kız neden bu kadar dalgın? Çocuğunun elinden tutmuş hızlı hızlı yürüyen bir anne nereye yetişmeye çalışıyor, ya da nerden kaçıyor? İnsan bazen tanımadığı insanlara bile kendinden parçalar yakıştırıyor. En garibi de şu bence; insan otobüs camından dışarı bakarken kendi hayatını da uzaktan izliyormuş gibi hissediyor. Sanki ben de başka birinin dikkatini çeken kısa bir sahneyim. Belki biri beni görüyor şu an. Başını cama yaslamış, gözlerinin altında hafif yorgunluk olan bir kız. Ve hakkımda bir hikâye kuruyor. Çünkü bazı insanlar konuşarak değil, cam kenarında sessizce hayal kurarak yaşıyor.
Duygu ve Düşünce