Okuldaki beşinci yılımın başlangıcı, aşağı yukarı on beşinci doğum günüme denk geliyordu. On beşimde kendimi aşağı yukarı yetişkin hissediyordum. Akşam saat 21.00’e kadar dışarıda gezebilir, plajda istediğim kadar kalabilirdim. İlk tıraşım için bir tıraş takımını bu sıralar verdiler. Sesimin kalınlaştığını göstermek için yüksek sesle konuşmalar, bilardo salonlarına gidip ders saatinde bir el oyun oynamalar, komşu okuldaki kızlarla zarafetle flört etmeler. Kısacası yalnızca merakıma değil kendimi ifade etme ihtiyacıma da hitap eden, koca bir dünya bana kapılarını açmıştı.