"...Sahildeki balıkçıların tezgâhlarını açmaya başladığı bu esnada, sabahın serinliğine karışan keskin deniz kokusu kıyı boyunca yayılıyordu. Tahta tezgâhlar birer birer kuruluyor; üzerlerine serilen ıslak çuvalların üstünde henüz yeni tutulmuş balıklar diziliyordu. Gümüş gibi parlayan pullar, ilk ışıkla birlikte göz alıcı bir ışıltı kazanıyor; kimi balıkların solungaçları hâlâ hafifçe kımıldıyordu. Tezgâhların yanına bırakılmış kovalardan alınan su, balıkların üzerine serpildikçe fazlası kenarlardan süzülüp kumlara ince çizgiler çiziyordu. Balıkçılar, balıkları temizleyerek müşterilere hazırlık yapıyor; böylelikle keskin bıçaklar, pulları ayıklamak ve içlerini açmak için tahtaya ritimli vuruşlarla inip kalkıyordu. Bu tok seslerin arasına karışan kısa konuşmalar, boğaz temizler gibi yükselen denemeler, birazdan başlayacak satışın habercisiydi. Her biri, az sonra bağıra çağıra müşterileri kendi tezgâhına çekecek olmanın telaşıyla sesini yoklar gibi içten içe bir heyecan taşıyordu..."
Paşabahçe'de Bir Gün "Beykoz'dan Bir Kesit" (s.15/108)