Mustafa Kırmızı

Mustafa Kırmızı
@Jacobins_Mustafa
Sosyalizm döneminde Lenin'in gençlere tavsiyesi, ne yapmaları gerektiği sorusuna cevabı "öğrenin, öğrenin , ve öğrenin" di. Bu her zaman zikredilir ve okul duvarlarına asılırdı. Fıkra şöyle : Marx, Engels ve Lenin'e bir eş mi yoksa metres mi tercih ettikleri sorulur. Tahmin edileceği üzere, özel meselelerde biraz muhafazakar olan Marx 'Eş!' diye cevap verir. Daha ziyade bir Bon Vinant olan Engels ise metresi seçer. Lenin ise herkesi şaşırtarak "İkisi birden! " der. Neden? Sert devrimci imajının ardında dekadan bir jouisseur mu vardır? Hayır - Lenin şöyle açıklar : "Böylece eşime metresime gittiğimi ve metresime de eşimle birlikte olmak zorunda olduğumu söyleyebilirim..." 'Peki sonra ne yaparsın?' "Issız bir yere gider öğrenir, öğrenir ve öğrenirim." 1914 felaketinden sonra Lenin'in yaptığı tam olarak bu değil miydi? İsviçre'de ıssız bir yere inzivaya çekilmiş ve "öğrenmiş, öğrenmiş ve öğrenmisti," Hegel mantığını okumuştu. Ve kendimizi medyatik şiddet görüntülerinin bombardımanı altında bulduğumuz günümüzde yapmamız gereken de budur. Bu şiddete neyin yol açtığını "öğrenmemiz, öğrenmemiz ve öğrenmemiz" gerekiyor.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu acil çağrılarda temelde teori karşıtı olan bir yan var. Düşünmeye zaman yok: Hemen harekete geçmeliyiz. Kendi yalıtılmış sanal dünyalarında yaşayan post endüstriyel zenginler bu sahte aciliyet hissi aracılığıyla kendi alanları dışındaki çetin gerçekliği inkar etmek ya da yok saymakla kalmayıp, sürekliği bu gerçekliğe referans veriyorlar. Bill Gates'in bir süre önce söylediği gibi: Milyonlarca insan halen dizanteriden yok yere ölürken bilgisayarların ne önemi var ki?
Sayfa 18·Kitabı okudu
Bütün bunların altında yatan şey, samimiyetsiz bir ahlaki öfke duygusudur. Birkaç yıl önce Starbucks tam da bu tip bir sözde aciliyeti sömürmüştü: Gelen müşterileri karşılayan posterler mağazalar zincirinin karının neredeyse yarısının (kullandıkları kahvenin kaynağı olan Guatemala'daki çocuklara yönelik sağlık hizmetlerine gittiğini söylüyordu. Burada ima edilen şey şuydu: içtiğiniz her kahveyle bir çocuğun hayatını kurtarıyorsunuz.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Görünen o ki Adorno'nun meşhur sözünü düzeltmek gerekiyor: Auschwitz'ten sonra imkansız olan şey şiir değil, düzyazıdır. Gerçekçi düzyazı yetersiz kalırken kampın dayanılmaz atmosferinin şiirsel biçimde çağrıştıırılması işe yarayacaktır. Yani Adorno Auschwitz'ten sonra şiiri imkansız ya da (barbarca) ilan ettiğinde bu imkansızlık, imkan tanıyan bir imkansızlıktır.
Sayfa 16·Kitabı okudu
8/10
·210 syf.·
Beğendi
·
43 günde okudu
·
2019 2. kitabı
Slavoj Zizek
9/10 · 112 okunma